ABD, Genel, Kuzey Amerika

Florida Seyahat Rehberi: Gitmeden Önce Bilmen Gereken Her Şey

Onlarca Uzakdoğu ve Avrupa seyahatinden sonra artık rotayı ABD’ye çevirmenin vakti geldi diye düşünüyorum. Daha önce California’nın altını üstüne getirmiş, Vegas’ta kendi çapımızda günahın dibine batmış, Manhattan’da senelerin New Yorker’ıymışız gibi havalara girmiş, DC’de ‘Beyaz Saray da amma küçükmüş’ gibi saçma muhabbetler yapmış ve daha bir sürü turistik aktiviteyi itina ile yerine getirmiştik. Ve şimdi Uzakdoğu’nun doğal ve kültürel güzelliklerinin aklımızı çelmesi ile kendisini uzun süredir ihmal ettiğimizi farkedip, dönüşümüz muhteşem olmalı gazıyla harika bir ABD gezisi planladık. Hasretimizi ABD’nin tatil cenneti Florida ile gidermek için düştük yollara..

Florida hakkında genel bilgiler ile başlayalım o zaman.

ABD’nin güneydoğusunda yer alan Florida, hem Meksika Körfezi’ne hem de Atlas Okyanusu’na kıyısı olan tek eyalet olma özelliğini taşıyor. Konumu bu kadar eşsiz olunca iklimi, plajları ve doğal güzellikleri ile diğer eyaletlerden ayrılıyor ki hepsine tek tek değineceğim.  

Başkenti Tallahassee olan Florida Eyaletinin nüfusu 24 milyon. 2024 verilerine göre California ve Texas’tan sonra ABD’nin en kalabalık 3. eyaleti konumunda. Bunun yanında Florida’da çok ciddi bir göçmen nüfusu bulunuyor. Yine California ve Texas’tan sonra en fazla göçmenin bulunduğu 3. eyalet. Aslında istatistiğe de gerek yok çünkü gezerken bu durumu çok daha iyi anlıyorsunuz. Her yerde o kadar fazla Latin göçmen var ki bir an kendimizi ABD’de değil de Meksika’da Küba’da falan geziyoruz zannettik. Koskoca mağazalarda tek kelime İngilizce bilmeden çalışan onlarca insan var. Kasaya geldiğinizde ya da mağazada yardıma ihtiyacınız olduğunda google translate ve el kol yardımı ile anlaşmaya çalışıyorsunuz. Yani bu insanlar tek kelime İngilizce öğrenme ihtiyacı hissetmeden sadece ispanyolca konuşarak gayet güzel yaşamlarını sürdürüyorlar. 

Yüzyıllar önce Florida, Timucua, Apalachee, Calusa gibi yerel amerikan kabilelerinin yaşadığı bir bölgeymiş. Ta ki 1513 yılında İspanyol  Krallığı’na bağlı kaşif Juan Ponce de Leon tarafından keşfedilinceye kadar. Aslında altın ve gümüş aramak için denizlere yelken açan Juan Ponce, şansına bunlardan çok daha değerli olan verimli tarım arazileri ve geniş bir kıyı şeridi keşfetmiş. Bu bölgeye ayak basan ilk Avrupalı olan Kaşif Ponce, içinde bulunduğu yemyeşil coğrafyadan esinlenerek buraya, İspanyolcada ‘çiçeklerle bezeli’ anlamına gelen ‘La Florida’ adını vermiş. Sonrasında 16. ve 18. yüzyıllar boyunca bölge, İspanya ve Britanya arasında el değiştirip durmuş. Ve sonunda 1821 yılında ABD topraklarına katılmış, 1845’te ise ABD’nin 27. Eyaleti olmuş. 1950’lerden itibaren Küba Devrimi ile Küba’dan ve Karayiplerden gelen göç dalgalarıyla kültürel yapısı şekillenerek günümüzdeki halini almış. Yoğun Latin nüfusundan dolayı Florida’nın ABD’nin en renkli eyaleti olduğunu söyleyebilirim. 

Florida, yılda ortalama 250 gün civarında güneş ışığı alması sebebiyle, dünyanın en çok güneş alan yerleri arasında bulunuyor. Özellikle St. Petersburg şehri, 1967-1969 yılları arasında 768 gün üst üste güneşli hava görerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş. Bu özelliğinden dolayı Florida ABD’de ‘Sunshine State’ olarak anılıyor. Bu isim 1970 yılında Florida eyalet yasalarıyla kabul edilerek resmi hale getirilmiş. Yani Sunshine State ismi Florida’nın offical nickname’i, türkçesiyle; resmi takma adı. Bu nedendendir ki Florida’daki araç plakalarının hemen hepsinde ‘Sunshine State’ yazısını göreceksiniz. Plaka demişken Florida ABD’de en fazla özel tasarım plaka sunan eyalet. 120’den fazla tasarım seçeneği sunuyor. Bunun yanında diğer eyaletlerden farklı olarak Florida’da ön plaka zorunluluğu yok. Araçların estetik görüntüleri bozulmasın diye plakalar yalnızca aracın arkasında bulunuyor. 

Florida ABD’lilerin emeklilik rüyalarını süsleyen bir eyalet. Bunun tek sebebi yıl boyunca hava sıcaklığının tam da bir emeklinin isteyeceği düzeylerde seyretmesi değil. Florida’da eyalet gelir vergisinin sıfır olması emeklileri buraya çeken bir diğer neden. Çünkü böylece insanlar sabit emekli gelirleri ile rahatça yaşayabiliyorlar. Herhangi bir verginin sıfır olması ülkecek bize ütopik geliyor farkındayım ama durum gerçekten de böyle. Ek olarak eyaletin geniş sağlık hizmetleri altyapısı, golf sahaları ve deniz kenarındaki sosyal yaşam olanakları bu eyaleti emeklilerin gözbebeği haline getiriyor. Hatta Florida’da ‘The Villages’ adında tamamı 55 yaş üstü emeklilerden oluşan, 150.000 nüfuslu, AVM’si marketi hastanesi ile tam donanımlı emekli kasabaları bulunuyor. Yani kaba bir tabir olacak belki ama Florida için ABD’nin huzurevi gibi diyebiliriz.

Florida’ya kaç gün ayırmalı?? Tatil rotası önerisi??

Gerçek Florida’yı biraz olsun hissetmek ve yaşamak için 7-10 gün yeterli bir süre. Bu süre içerisinde önerilen Klasik Florida rotası;

  • Miami (2-3 gün)- Key West (1 gün)- Everglades(1 gün)-Orlando (2-3 gün)-Tampa(1 gün)- Clearwater(1 gün)

Bu rotayı takip ederseniz Florida’da yapılması gereken birçok şeyi yapmış, görülmesi gereken birçok yeri görmüş olursunuz. Bu rotanın dezavantajı biraz koştur koştur olması. Sürekli araba kullanmak, bir yerden bir yere valiz taşımak ve hareket halinde olmak zorundasınız. Tatil yapayım derken yorulacağınız bir rota yani. Ayrıca alışverişe de biraz az zaman ayırmış oluyorsunuz. 

Bizim 8 günlük Florida rotamızda, yukardakinden farklı olarak batı Florida yoktu. En başta Naples, Clearwater ve Tampa’yı rotamıza eklemiştik ama Floridadayken az önce bahsettiğim, sürekli koşturma hali bizi biraz yordu ve batıyı rotamızdan çıkarıp, planı biraz sadeleştirmeye karar verdik. Bence körfez tarafını da işin içine katacaksanız en az 12-13 günü gözden çıkarmalısınız. 1 haftadan daha az vaktiniz varsa o zaman da sadece Miami ve çevresini gezmenizi öneririm. Yani bu durumda da,

  • Miami(2-3 gün)-Key West(1 gün)- Everglades(1 gün)- Orlando (2-3 gün) yeterli olur.

Florida’da Araç Kiralama?? 

ABD kocaman bir kıtaya yayıldığından şehirler arası ya da şehiriçi ulaşımda, Avrupadaki gibi trenden, metrodan, bisikletten falan bahsedemiyoruz maalesef. Florida’ya ya da-olayı daha genişletecek olursam- ABD’de herhangi bir yere gitme planı yapıyorsanız araç kiralamak şart gibi bir şey. Diğer türlü çok büyük zorluk yaşarsınız.

THY ile Miami’ye direkt uçuş olduğundan aracınızı Miami Havalimanı’ndan kiralayabilirsiniz. Miami Havalimanında, araç kiralama noktası ana binanın dışında, biraz uzakta  bulunuyor. Araç kiralama firmalarının hepsi burada toplanmış, yönlendirmeler sayesinde kolaylıkla bulabiliyorsunuz. Gelmeden online olarak kiralamanız biraz daha avantajlı olabilir. Tabii o an firmanın müsaitliğine ve sizin isteğinize göre aracınızı update etmek de mümkün. Florida’da ‘SunPass’ adı verilen bir elektronik geçiş sistemi mevcut. Bu bir çok otoyol ve köprüde zorunlu. Bu nedenle araç kiralarken SunPass ekletmeyi unutmayın. Miami’ye gelen tüm turistler araç kiraladığı için burası gerçekten de çok yoğun bir alan. Havalimanından buraya geçip, aracı alıp çıkmak yaklaşık 2 saati buluyor.

Florida, ABD’nin kötü trafiği ile ünlü eyaletlerinden biri. Özellikle ‘rush hours’ dedikleri işe gidiş geliş saatlerinde bildiğiniz milim milim ilerliyorsunuz. 10 şerit gidiş, 10 şerit geliş kocaman amerikan yollarında, bizim rüyamızda dahi göremeyeceğimiz motor gücüne sahip arabalarla bu trafiğin sebebini tam anlamıyla çözebilmiş değiliz ama böyle bir gerçek var. İnsanlar trafik kurallarına ve hız sınırına diğer eyaletlerdekine nazaran daha az dikkat ediyorlar. Sürücüler biraz daha aceleci ve agresif. Tabi şöyle bir durum da var; Florida ABD’nin tatil cenneti olduğu için yerli yabancı bir çok turist var ve bunların hepsi havaalanında araç kiralayıp tatillerine başlıyorlar. Kısacası Florida trafiğini zora sokan en önemli sebep aslında turist yoğunluğu. Yani trafikte, orada yaşamayan ve kuralları tam olarak bilemeyen, henüz uyum sağlayamamış, Florida’nın heyecanıyla ağzını açıp etrafı izlemeye dalan birçok kişi bulunuyor. Bu nedenle Florida’da araç kullanırken ekstra dikkatli olmanızda fayda var. 

Florida’da, her yer için geçerli değil belki, ama özellikle Miami’de canınızı en çok acıtacak şey park ücretleri. Şöyle diyeyim; Miami’de ödediğim park ücretlerini toplasam küçük bir Avrupa seyahati çıkarırım. Bir kere Miami’de genel kuralınız olsun; park ücretinden emin olmadığınız yere kesinlikle arabanızı park etmeyin, hatta park yerine girmeyin bile. Çünkü hiçbir yerde çalışan yok, ve bazı otoparklarda park etmeseniz, sadece gir çık yapsanız bile, çıkarken kapının açılması için 20-30 dolar gibi saçma sapan ücretler ödemek zorunda kalıyorsunuz. 

Miami merkezinde ya da South Beach’te, bölgeden bölgeye değişmekle birlikte, genellikle cadde üzerindeki park yerlerinin saatliği 4-7 dolar, herhangi bir kapalı otopark 20-30 dolar, otellerin valeleri ise günlük 35-40 dolar arasında değişiyor. Benim Miami’de gördüğüm en yüksek park ücreti ise; 3 saatliğine 50 dolar ödediğimiz Miami Byside Marketplace’in otoparkıydı. Eğer araba özellikle işinize yaramayacaksa UBER ile gitmek çok daha uyguna geliyor aslında, aklınızda bulunsun.

Florida’da İklim??

ABD’nin en güney eyaleti olan Florida’nın, kuzeyinde nemli subtropikal iklim, güneyinde ise tropikal iklim hakimiyeti görülüyor. Yani aynı eyalet içerisinde iki farklı iklim kuşağı buluşuyor. Kuzeyde mevsim geçişleri daha sert hissedilirken, güneyde neredeyse fark edilmiyor bile, sürekli yaz yaşanıyor. Eyalet genelinde yıl boyu ortalama sıcaklık 21-22 derece civarlarında seyrediyor. Hatta kışın ortasında, ocak ayında bile hava sıcaklığı 15 derecenin altına pek düşmüyor. Dolayısıyla teknik olarak bakıldığında, aslında yılın her dönemi Florida seyahati için uygun gibi görünüyor. 

Ancak gerçekte ise durum biraz daha farklı. Seyahatinizi ayarlarken Florida için göz önünde bulundurmanız gereken çok önemli bir durum var; o da kasırga sezonu. Florida’da resmi kasırga sezonu (hurricane season) her yıl 1 Haziran-30 Kasım arasındadır. Özellikle Ağustos, Eylül ve Ekim başı riskin en yüksek olduğu dönemlerdir. Kasırgayı basit bir iklim olayı gibi görmemek gerekir. Bu durum Florida için tam anlamıyla bir travma. Öyle ki kasırga, eyalette kendine has bir kültür oluşmasına neden olmuş. Yaz sonuna doğru Floridalılar, Amerikan filmlerinden aşina olduğumuz farklı bir moda geçiyorlar. Evlerindeki yiyecek stoklarını dolduruyor, jeneratörlerini kontrol ediyor, pencerelerini kontrplaklarla kapatıyor ve sosyal medya gibi sürekli fırtına radarlarını takip ediyorlar. Her an tetikte oluyorlar anlayacağınız. Aslında bu önlemleri almakta gayet haklılar da. Çünkü küresel ısınmanın Floridalılar’a bir hediyesi olarak kasırgalar artık çok daha şiddetli yaşanıyor. 

Kısaca özetlemek gerekirse; Şubat-Nisan arası dönem düşük nem oranı ve kasırga riski nedeniyle ziyaret için en ideal dönem. Haziran-Eylül arasında ise hem hava inanılmaz sıcak ve nemli hem de kasırga sezonu. Gökyüzü sürekli simsiyah, kasvetli ve tropikal fırtına modunda. Bu dönemde Florida’dan uzak dursanız iyi olur. 

Son olarak California’daki kadar yoğun olmamakla birlikte Florida’da ciddi bir Evsiz nüfusu bulunuyor. Çoğu sıkıntı yaratmıyor ancak bazıları madde bağımlısı olabiliyorlar. Bu nedenle özellikle gece geç saatlerde dikkatli olmakta fayda var. 

Florida Plajları??

Florida yaklaşık 2170 km ile (ki adalar da dahil edilirse bu mesafe 13.500 km’ye kadar çıkıyor) ABD’nin en uzun kıyı şeridine sahip eyaletlerinden biri. Hem Atlas Okyanusu’na hem de Meksika Körfezi’ne kıyısı olduğundan deniz yapısı, plaj atmosferi ve aktiviteler her iki tarafta farklılık gösteriyor. Ancak ABD’nin en iyi plajları kesinlikle Florida’da bulunuyor.

Atlantik Kıyısı (Doğu Florida); Kuzeyde Jacksonville’den başlayıp güneyde Miami ve Key West’e kadar uzanıyor. Okyanus tarafı olduğu için daha dalgalı ve hareketli bir denizi var. Kumsalları ise uzun ve geniş. Özellikle yürüyüş yapmak ve güneşlenmek için ideal. Deniz dalgalı olduğundan sörfçüler daha çok bu tarafı tercih ediyor, özellikle Cocoa Beach ve Daytona Beach favorileri. Atlantik tarafında gece hayatı ve şehirleşme daha yoğun. Denize girip güneşlendiğiniz plajın hemen arkasında koca koca gökdelenler, AVM ler ve oteller bulunuyor. Yine Latin Amerika etkisi Atlantik tarafında daha yoğun bir şekilde hissediliyor. 

Atlantik kıyısındaki ünlü beachlerden bazıları;

  • Miami Beach (South Beach); Florida denince akla gelen ilk yer burası. Canlı, hareketli ortamı ve Art Deco binaları ile ünlü. Dünyaca bilinen en ünlü eğlence ve gece hayatı merkezi. Yanyana dizilmiş lüks oteller, geniş bir sahil ve bir deniz.tatilinde görebileceğiniz her türlü manzara burada mevcut. 
  • Fort Lauderdale; Amerika’nın Venedik’i olarak bilinmesine neden olan kanallarıyla meşhur.
  • Daytona ve Cocoa Beach; sörfçüler için en uygun dalgalı deniz buralarda bulunuyor. Aynı zamanda Daytona kumsalda araç kullanma imkanı ve motorsporları ile ünlü.
  • St. Augustine Beach; tarihi atmosferi ile ünlü.
  • Palm Beach; daha lüks ve elit bir sahil kasabası.
  • Florida Keys Adaları; Key Largo, Key West gibi okyanus kıyısında küçük tropikal plajlar ve mercan resfileri meşhur.

Meksika Körfezi Kıyısı (Batı Florida); Panhandle bölgesindeki Pensacola’dan başlayıp güneyde Naples ve Marco Island’a kadar uzanır. Körfez tarafı olduğu için deniz daha sakin, ılık ve turkuaz renklidir. Beyaz, pudra gibi kumsallarıyla meşhurdur. Daha sakin, huzurlu ve doğayla iç içe bir atmosferi var. 

Körfez kıyısındaki ünlü beachler; 

  • Clearwater Beach; ince beyaz kumdan oluşan sahili ve turkuaz renkli denizi ile dünyanın en güzel plajlarından biri. 
  • Naples Beach; lüks ve sakin, doğayla iç içe.
  • Siesta Key Beach(Sarasota); kumu %99 Kuvars içerir. Kuvars güneş ışığını emmek yerine yansıttığından daha parlak, beyaz bir görüntü, bunun yanında serin ve yumuşak bir doku oluşturur. 
  • Sanibel Island& Captiva Island; Florida’nın ekoturizm ile ünlü daha doğal ve sakin plajlara sahip adalarıdır. Deniz kabuğu toplamak için dünyanın en ünlü sahilleri burada bulunur. 

Bunlardan Siesta Key yani Sarasota, Naples ve Clearwter Beach Florida’nın en çok ödül almış plajlarından.

Ben en ünlülerini sıraladım ancak Florida tam bir plaj cenneti. Resmi olarak tanımlanan halka açık 189 adet plaj bulunuyor. Ancak tanımlanmamış küçük koylarla birlikte toplamda yaklaşık 1300 plajın bulunduğu tahmin ediliyor. 

Kısacası;

Eğer hareket, gece hayatı, eğlence ve sörf arıyorsanız Atlantik Kıyısı’na, doğayla iç içe, sakin bir atmosfer, beyaz kum ve turkuaz deniz arıyorsanız da Meksika Körfezi Kıyısı’na gitmenizi öneririm. 

Son olarak şunu da söylemek istiyorum; Florida’nın ne doğusunda ne batısında bizim Ege’deki havuz gibi koyları, sahil kenarı şirin kasabaları beklemeyin. Bu konda Meksika Körfezi tarafı Ege’ye daha yakın bir deneyim sunabilir ancak Florida’da da fikrim değişmedi. Dünya bir yana Ege bir yana benim için…

Florida Şehirleri??

Florida 24 milyon nüfusu ile ABD’nin en kalabalık 3. eyaletidir. Başkenti Tallahassee, en büyük şehri Jacksonville, en bilinen şehri ise tabi ki Miami. ABD’nin tatil cenneti olarak bilinen Florida’nin birbirinden eğlenceli şehirleri var. Kısaca bunlardan bahsedeyim;

  • Miami: Metropol olarak 6 milyondan fazla nüfusu bulunan Miami ABD’nin en kalabalık ve en zengin bölgelerinden biri. Çok hızlı büyüyen bir şehir olduğu için ‘Magic City’ yani ‘Sihirli Şehir’ lakabını vermişler. İnanılmaz bir Latin göçmen nüfusu ve bunların katkısı olarak da kültüründe yoğun bir Latin etkisi var. Öyle ki bazı bölgelerde Amerikada mı yoksa Kübada mıyım diye kafanız karışıyor. David Beckham, Shakira, Shaquille O’Neal ve daha bir çok ünlünün yazlığı bu şehirde bulunuyor.
  • Orlando: Konum olarak kıyıda değil de daha iç tarafta, eyaletin merkezinde yer alıyor. Orlando’nun, sadece Florida değil tüm ABD’nin en eğlenceli şehri olduğunu söyleyebilirim. Tema park olarak ne ararsanız var bu şehirde. Walt Disney World, Universal Studios, Seaworld, Legoland… Bunlar da tek bir park şeklinde bulunmuyor üstelik. Özellikle Walt Disney ve Universal Studios kendi içlerinde farklı kategorilerde kocaman parklara ayrılıyor. Hiç birini bir günde gezip bitirmek mümkün değil. Orlando ve bu parklarla ilgili detaylı bir yazı paylaşacağım. 
  • Key West: Florida Keys’in en ünlü adası ve ABD’nin en güney noktası olan Key West Küba’ya sadece 150 km uzaklıkta bulunuyor. Bu nedenle Latin etkisi çok yoğun bir şekilde hissediliyor. Miami’den Overseas Highway üzerinde harika bir yolculukla 3,5-4 saatte ulaşabiliyorsunuz. Hem bohem ruhu hem de turistik çekiciliği ile ‘ABD’nin Karayip adası’ gibi hissettiriyor. ABD’nin tek yaşayan mercan resifi bu bölgede olduğu için dalış ve şnorkel açısından çok tercih ediliyor. 
  • Naples: Florida’nın en şık ve zarif şehri olarak bilinen Naples ABD’nin en varlıklı şehirlerinden biri aynı zamanda. Lüks yaşam, golf sahaları, sanat galerileri ve beyaz kumsalları ile biliniyor. 
  • Tampa: Özellikle Küba göçmenlerinin getirdiği puro kültüründen dolayı Cigar City olarak biliniyor ve bol bol puro fabrikası bulunuyor.
  • Fort Lauderdale: ‘Amerika’nın Venedik’i’ diye bilinir, binlerce kilometrelik kanal ağı ve marina kültürü ile ünlüdür. Kruvaziyer turizmin en önemli limanlarından biridir. 
  • Jacksonville: ABD’nin yüzölçümü en büyük şehirlerinden biridir. Atlantik kıyısında uzun plajları ve daha lokal, sakin yaşam tarzıyla öne çıkar. 

Art Deco Nedir??

Art Deco, 1920’lerde Fransa’da ortaya çıkıp 1930’larda tüm dünyaya yayılan, modernliğe duyulan hayranlığı yansıtan, şık, eğlenceli bir mimari ve yaşam tarzıdır. Turkuaz, pembe, sarı gibi canlı pastel renkler, sert geometrik formlar, şeritler, zigzaglar, piramitler gibi basitleştirilmiş modern formların kullanımı ile karakterizedir

1926 yılında büyük bir kasırga Miami’yi vurduktan sonra şehir yeniden inşa edilirken Art Deco tarzı yaygın olarak kullanıldığından günümüzde Art Deco denince akla hemen Miami geliyor. Miami South Beach’te, Ocean Drive, Collins Avenue ve Washington Avenue civarında 800’den fazla korunmuş Art Deco bina bulunur ki zaten bu bölge dünyadaki en büyük Art Deco mimari koleksiyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Tabi bu ünvanı korumak o kadar da kolay olmamış. 1970’lerde bu binaların yıkılıp yerine daha modern yapıların inşa edilmesi gündeme gelmiş ancak halk mimar Barbara Baer Capitman’ın öncülüğünde mücadele vererek Miami’deki bu alanının korunmasını ve ‘Art Deco Historic District’ ilan edilmesini sağlamış. Neon ışıklarla süslenmiş yapılar, gerçekten de Miami’ye inanılmaz özgün retro bir hava katıyor. 

Florida Keys Nedir??

Haritaya baktığınız zaman Florida yarımadasının altından Atlas Okyanusu ile Meksika Körfezi arasında uzanan bir mercan adaları zinciri göreceksiniz. İşte bunlara topluca Florida Keys deniyor. Gerçekten de değişik bir coğrafya burası. Toplamda 1700 ada ve adacıktan oluşan bölgenin sadece 40 kadarında yerleşim var. Atlas Okyanusu ile Meksika Körfezi’nin birleştiği yer olan Key West aynı zamanda ABD ana karasının en güney noktası ve Küba’ya sadece 150 km mesafede bulunuyor. 

 290 km boyunca uzanım gösteren Florida Keys, daha önce amerikan filmlerinden gördüğümüz “Overseas Highway” ile birbirine bağlanıyor. Hani filmlerde yakışıklı aktörlerin üstü açık güzel arabaları ile okyanusun ortasında gün batımına doğru ilerledikleri o güzel yoldan bahsediyorum. Overseas Highway, ABD’nin kuzeyinde Maine’den başlayıp doğu kıyısı boyunca güneye doğru inen U.S. Route 1’ın güneydeki son kısmını oluşturuyor. Aslında eskiden burada bir demir yolu varmış ancak 1930’larda bu demiryolu büyük bir kasırgadan ağır hasar alınca yerine karayolu yapmaya karar vermişler. 182 km uzunluğundaki Overseas Highway 42 köprü ile birbirine bağlanıyor. Yol adaları birbirine bağlandığından okyanusun ortasında ilerliyormuşsunuz hissi veriyor. Bu yolda yolculuk yapmak gerçekten de çok keyifli. 

Florida Keys’de gezebileceğiniz adalar;

  • Key Largo; zincirin en kuzeydeki, en büyük adası. Burası tam bir dalış cenneti. ABD’nin ilk su altı parkı John Pennekamp Coral Reef State Park ve su altında duran ünlü İsa heykeli Christ of the Abyss burada bulunuyor. 
  • Islamorada; spor balıkçılığının başkenti olarak biliniyor. 
  • Marathon; Overseas Highway’in en ikonik kısmı olan Seven Mile Bridge burada bulunuyor. 
  • Big Pine Key; National Key Deer Refuge’de sadece burada yaşayan ve nesli tükenmekte olan geyik türü ‘Key Deer’ leri görebilirsiniz. 
  • Ve tabii ki Key West; zincirin en sonundaki ada. Burası aynı zamanda ABD’nin en güney ucu. Ünlü yazar Ernest Hemingway’in de memleketi olan Key West, Florida Keys’in kesinlikle en ünlü adası.

Florida’da Doğa??

Florida’nın güzelliği uçsuz bucaksız sahilleri ve hareketli plajları ile sınırlı değil tabii ki. Ülkenin geri kalanından tamamen farklı bir coğrafi ve iklimsel konumda bulunduğundan dolayı Dünya’da eşine çok az rastlanır bir ekosistem çeşitliliğine sahip. 

Florida, coğrafi olarak Karayipler ile Kuzey Amerika arasında doğal bir köprü gibidir. Bunun yanında Karayip ve Latin Amerika etkisindeki tropikal kuşağın ve daha yukarıda güney ABD etkisindeki subtropikal iklim kuşağının birleşme noktasıdır. Bu durum Kuzey Florida’da subtropikal, Güney Florida’da tam tropikal, Orta Florida’da ise her iki iklimin kesişim özelliklerini göstermesine neden oluyor. Yani su, bataklık, mercan, tropikal orman, palmiyeler.. Her türlü ekosistem aynı anda Florida’da bulunabiliyor. İklimin yıl boyu ılıman seyretmesi de durdurulamayan bir biyolojik döngü oluşturuyor. 

Florida’yı şekillendiren ana aktör ‘su’ dur. Yani daha bilimsel ve süslü bir dille konuşacak olursam; Florida ‘su bazlı bir eyalet’ olarak tanımlanır. Florida’nın altı akifer adı verilen devasa yer altı su depolarıyla doludur. Bu nedenle toprak sünger gibi su içerir. Bunu yanında Everglades Florida için hayati öneme sahip bir sistem oluşturuyor. Çoğu kişi Everglades’i bataklık sanır ama aslında 100 km genişliğinde ve neredeyse görünmeyecek kadar yavaş akan bir nehirdir. Kuzeyde Okeechobee Gölü’nden başlayıp, yavaş yavaş güneye, Florida Keys’e doğru akar. Suyun bu yavaş hareketi canlılar için güvenli bir yaşam alanı yaratır. Timsah, pelikan, Florida panteri, balıkçıl, yılan, balık ve yüzlerce nadir canlı aynı anda yaşayabilir. Everglades, UNESCO Dünya Mirası ve biyosfer rezervi ilan edilmiştir.

Everglades ayrıca Mangrov ormanları ile de ünlü. Mangrov ormanları; tropikal ve subtropikal kıyılarda, gelgitlerin etkisi altında yaşayan, tuzlu suya dayanıklı, ağaç ve çalılardan oluşan özel bir kıyı ekosistemidir. Ekvatora yakın sıcak iklim kuşaklarında görülür. ABD’deki en büyük mangrov ormanı Everglades’te bulunur. Bu ormanların kasırga ve tsunamiye karşı doğal bir bariyer oluşturma, çeşitli canlılar için yaşam alanı sağlama, doğal filtreleme sağlayarak su kirliliğine engel olma gibi önemli görevleri bulunuyor. Ancak en önemli fonksiyonu; karbon tutma kapasitesinin çok yüksek olması nedeni ile iklim krizine karşı doğal bir savunma sistemi oluşturmasıdır. 

Yani kısacası; Florida’da çok sayıda bataklık alan bulunuyor ancak bunların hiçbiri, fonksiyonu olmayan tehlikeli çamur alanlar değil. Bu bataklıklar dünyanın en zengin, en hassas ve en çok korunan ekosistemleri arasında yer alıyor. 

Florida Uzay Sahili (Space Coast) ne demek??

Florida’nın en heyecan verici ve eğitici mekanlarından biri olan Uzay Sahili (Space Coast), aslında resmi bir ad değil, turistik bir tanımlama. Peki tam olarak neresi Uzay Sahili? Orlando’nun 1 saat kadar doğusunda Atlantik kıyısında Kennedy Uzay Merkezi ve Cape Canaveral çevresini kapsayan bölgedir. Cocoa Beach, Titusville, Cape Canaveral ve Port Canaveral bu bölgeye bağlı sahil şehirleridir. 

Buraya Uzay Sahili denmesinin sebebi; NASA’nın Kennedy Space Center’ı, Elon Mask’ın Space X’i ve Jeff Bezos’un Blue Origin’inin roket rampalarının bu sahilde olmasıdır. Yani kısaca ABD’deki insanlı veya insansız uzay fırlatmalarının büyük kısmı burada gerçekleşiyor. İnsanlar plajda uzanıp güneşlenirken bir yandan da uzaya fırlatılan bir roketi izleyebiliyorlar. Yani havaya fırlatılan roketler, uzay araçları falan burada günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. 

Florida’da gezilecek yerler ile ilgili ayrı bir yazı yazıp çok daha geniş bahsedeceğim ancak ABD’nin uzay programlarının doğduğu yer olarak kabul edilen Kennedy Space Center’a (KSC) burada da biraz değinmek istiyorum. 1969’da insanlığı ilk kez Ay’a götüren Apollo 11 de dahil olmak üzere bir çok önemli Amerikan Uzay görevi buradan başlatılmış. Günümüzde hala daha NASA’nın ay ve Mars projelerinin merkezi burası. Ve işin en güzel tarafı; burası dünyada halkın turistik olarak gezebileceği sayılı aktif uzay üslerinden biri. KSC’da gerçek uzay mekiği Atlantis’i ve Apollo görevindeki komuta merkezinin orijinal halini görebilir, gerçek NASA astronotları ile birebir sohbet edebilir, ücretli astronot eğitimlerine katılıp görev simülasyonlarına girebilir ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayacağınız daha birçok aktiviteye katılabilirsiniz. Hatta fırlatma takvimine denk gelirseniz gerçek bir roketin göğe yükselişini izleyebilirsiniz. Özellikle çoluk çocuk birlikte Floridadaysanız, gençlere ilham kaynağı olacak KSC’yi mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. 

Florida’da tema parklar??

Florida sadece denizi plajı ile değil, aynı zamanda dünyanın en büyük eğlence merkezi olmasıyla da ünlü. Tema parklar denince ABD’de ilk akla gelen eyalet; Florida, şehir ise tabii ki: Orlando

Orlando’daki tema parkları saymakla bitiremeyiz. Her boyutta, her keseye hitap eden parklar var. Ama tabii ki en ünlüleri; Walt Disney World, Universal Studios ve Seaworld

Walt Disney World Orlando; yaklaşık 110 km²lik devasa bir alanda 4 ana park, 2 su parkı ve bir sürü otel bulunduruyor. İnanılmaz büyük bir alan, eminim Avrupa’da bu büyüklükte şehirler vardır. Ana parklar şunlar;

  • Magic Kingdom; Meşhur Disney şatosunun bulunduğu, Disney’in en ünlü kahramanları ve prensesleri ile o masal gibi atmosferin yaşandığı alan burası. Özellikle çocuklu aileler ve klasik Disney karakterlerini sevenler için en uygun nokta. Cindirella Castle, Fantasyland, Tomorrowland, Adventureland ve Frontierland gibi bölümleri var. 
  • EPCOT; Walt Disney’in vizyoner şehir tasarımı fikrinden doğan, bilim, teknoloji, kültür ve inovasyonun buluştuğu park. Future World (bilim, teknoloji ve uzay temalı deneyimler sunar) ve World Showcase (11 ülkenin kültürlerini, yemeklerini ve mimarilerini temsil eden alanların bulunduğu ve bu sayede minik bir dünya turu deneyimi sunar) alanları bulunuyor. Özellikle Eylül-Kasım dönemlerinde gerçekleştirilen ‘Epcot Food & Wine Festival’ yemek ve kültür severler için harika deneyimler sunuyor. 
  • Disney’s Hollywood Studios; film ve dizi temalı bir park. Star Wars Galaxy’s Edge, Toy Story Land, The Twilight Zone Tower of Terror, Mickey & Minnie’s Runaway Railway gibi Alanları bulunuyor. Özellikle sinema, TV düşkünleri ve macera severlerin çok keyif alacakları bir yer. 
  • Disney’s Animal Kingdom; burası yalnızca bir tema park değil aynı zamanda tam bir hayvan koruma alanı. Bu parkta Avatar filmi dünyasının yaratıldığı Pandora- The World of Avatar, gerçek safari deneyimi yaşatan Klimanjaro Safari, Himalayalar’da geçen yüksek hızlı tren macerası Expedition Everest ve parkın simgesi olan, üzerinde 300’den fazla hayvan oyması bulunan devasa ağaç Tree of Life bölümleri bulunuyor. 
  • Bu ana bölümlerin dışında macera severler için Blizzard Beach ve daha çok huzur ve tropikal ortam arayanlar için Typhoon Lagoon su parkları bulunuyor. 

Bu devasa Walt Disney World Resort içerisinde bulunan yeme-içme kompleksine Disney Springs deniyor. Burası park bileti gerektirmeyen bir alan. Yani Walt Disney Parklarından birine gitmeyecekseniz de gelip burada bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Yemek yemenin dışında burada kocaman bir Disney Store ve 150’den fazla mağaza bulunuyor. Alış veriş için de çok keyifli bir yer yani. Son olarak Disney Springs için size özellikle önerebileceğim iki yer var;

  1. Florida tarzı modern barbekü restoranı; The Polite Pig. Yavaş pişen etleri ve ev tatlıları çok ünlü buranın. 
  2. El yapımı çikolataları ve trüfleri ile ünlü, kapısının önünde her daim uzun bir kuyruk bulunan; The Ganachery. Özellikle portakallı bitter trüfleri efsane. 

Gelelim park biletlerine. Bu konu inanılmaz karmaşık. Gittiğiniz sezona göre, gireceğiniz parka göre, hızlı geçiş dahil edip etmemenize göre, parka kaç gün gireceğinize göre, hatta arabanızı parkın girişine yakın yere park edip etmeyeceğinize ve daha bir çok faktöre göre bilet ücretleri değişiyor. Ama genel olarak park biletlerinin hiç de ucuz olmadığını söyleyebilirim. 1 günlük tek parkı içeren biletler 180-190 dolar civarlarında. Daha detaylı inceleme için buraya tıklayabilirsiniz. Walt Disney Resort alanı içerisindeki otellerde konaklarsanız bunlara genellikle bilet fiyatları dahil oluyor. Ayrıca da Tema parka açılmadan 1 saat önce girme imkanınız oluyor. 

Universal Studios Orlando; Hollywood’un gücünü asıl hissedeceğiniz tema park. Adeta film seti gibi bir ortam söz konusu. Çoğumuzun bildiği, döne döne izlediği, hayran olduğu filmlerle harmanlanmış roller coasterlar gerçekten de unutulmaz deneyimler yaşatıyor. 

Aynı Walt Disney gibi Universal Studios da çeşitli bölümlerden oluşmakta. Universal Studios Florida, Universal’s Islands of Adventure ve Volcano Park olmak üzere 3 ana park var. 

Universal Studios Orlando; Hollywood’un gücünü asıl hissedeceğiniz tema park. Adeta film seti gibi bir ortam söz konusu. Çoğumuzun bildiği, döne döne izlediği, hayran olduğu filmlerle harmanlanmış roller coasterlar gerçekten de unutulmaz deneyimler yaşatıyor. 

Aynı Walt Disney gibi Universal Studios da çeşitli bölümlerden oluşmakta. Universal Studios Florida, Universal’s Islands of Adventure, Volcano Park ve Epic Universe olmak üzere 4 ayrı park bulunuyor. 

  • Universal Studios Florida; sizi Hollywood film setinde geziyormuşsunuz gibi hissettirecek bölüm. Burada Transformers, The Mummy, Despicaple, Simpsons gibi bir çok filmin ride’ı bulunuyor. Ancak en güzel yer kesinlikle Harry Potter hayranlarının mutluluktan kendilerini kaybedecekleri; The Wizarding World of Harry Potter- Dragon Alley. Zaten koskoca parktaki en büyük yoğunluk da bu alanda bulunuyor. Burası gerçek dünyadan kopup Harry Potter’ın büyülü dünyasına girebileceğiniz inanılmaz güzel bir yer. Burada Gringotts Bankası’na girebilir, ejderha alevlerini izleyebilir, sihirli asa ile değişik gösteriler yapabilir ve Butterbeer içebilirsiniz. Her şey en ince ayrıntısına kadar o kadar güzel düşünülmüş ki anlatamam. Özellikle Universal Studios Florida’dadaki King’s Cross Station (London-Diagon Alley)’den kalkıp Islands of Adventure’deki Hogsmeade Station’a giden (Hogwarts Köyü) Hogwarts Express Treni’ni mutlaka ama mutlaka kullanmalısınız. Gidiş ve dönüş treni farklı hikayeler içerdiğinden iki yönlü kullanmanızı öneririm. Bu arada bu treni kullanabilmek için Park-to-Park biletine sahip olmanız gerektiğini hatırlatmak isterim.
  • Universal’s Islands of Adventure; buradaki her ada farklı bir temaya sahip ancak temelde adrenalin ve macera odaklı bir park. Jurassic Park, The Wizarding World of Harry Potter- Hogsmeade, Marvel Super Hero Island, Toon Lagoon, The Lost Continent & Seuss Landing gibi bölümleri var. Genel olarak macera arıyorum diyenler için uygun bir park. 
  • Volcano Bay (Su Parkı); ortada yükselen bir volkan ve içerisinden geçen tünellerde birleşen su kaydırakları bulunuyor. Basit bir aquapark gibi düşünmeyin yani çok daha komplike bir yer. Krakatau Aqua Coaster, Ko’okiri Body Plunge, Wave Village, Taniwha Tubes ve Punta Racers gibi alanları bulunuyor. Tüm alanın tropikal ada konseptinde olduğu bu parkı, gün sonunda Universal’in yorgunluğunu atmak için de kullanabilirsiniz. 
  • Epic Universe; Mayıs 2025’te parka eklenmiş en yeni bölüm burası. Celestial Park, The Wizarding World of Harry Potter-Ministry of Magic, Super Nintendo World, How to Train Your Dragon ve Dark Universe olmak üzere 5 farklı tema dünyası bulunuyor.

Kısaca özetleyecek olursam; Hollywood odaklı bir deneyim yaşamak isteyenler Universal Studios Florida’ya, macera ve adrenalin arayanlar Islands of Adventure’ye, tropikal ada konsepti ve sulu bir gün isteyenler ise Volcano Park’a gidebilirler. Ama parkın çok büyük olduğunu ve hepsini bir günde bitiremeyeceğinizi hatırlatmak isterim. Bütün parkları bitirebilmeniz için en az 3 güne falan ihtiyacınız var. 

Parkların hepsi de inanılmaz kalabalık, ride’ların çoğunun önünde de inanılmaz uzun sıralar oluyor. Hangi ride’ın ne kadar bekleme süresi olduğunu, bunların adrenalin seviyesinin neler olduğunu gösteren uygulamalar var. Gitmeden telefonunuza indirirseniz park içindeki gününüzü ayarlamanız açısından çok yardımcı olur (Uygulamanın adı; Universal Orlando Resort). Eğer çok paranız varsa biletinize hızlı geçiş de ekletebilirsiniz. 

Roller Coasterların hepsi de inanılmaz eğlenceli ama genel olarak şunu söylemek isterim ki; Harry Potter hayranı olun ya da olmayın, hatta Harry Potter’dan nefret edin, ama mutlaka Harry Potter ile ilgili tüm roller coasterları deneyin. Hatta döne döne deneyin. Çünkü hepsi de çok iyi gerçekten. Koskoca parkta en sevdiklerim bunlar oldu diyebilirim. Çok işinize yarayacak son bir tüyo verip bu bölümü bitirmek istiyorum. Single Riders meselesine değinmek istiyorum. Çok yoğun roller coasterlarda bekleme süresini kısaltmak için, tek binmek isteyen misafirlere ayrı bir sıra oluşturmuşlar. Olay şöyle işliyor; diyelim ki 4 kişilik bir tren var. 3 kişi bindi ve 1 kişilik yer kaldı. İşte o son 1 kişiyi bu sıradan tamamlıyorlar. Buradaki tek dezavantaj birlikte geldiğin kişiyle birlikte aynı trene binemiyorsun. Ama sıra çok daha hızlı ilerliyor. Eğer tek binmek sizin için sorun değilse, Single Riders’ı gördüğünüz anda o sıraya geçmenizi öneririm. 

Universal’de parkların hemen dışında yer alan girişin ücretsiz olduğu açık hava eğlence ve yeme içme bölgesine CityWalk deniyor. Burada bir çok restoran, mağaza, cafe, eğlence mekanı, ve sinema bulunuyor. Dediğim gibi parka girmeseniz de burada vakit geçirebilirsiniz. Özellikle devasa gitar formundaki Hard Rock Cafe Orlando çok meşhur.

Bilet fiyatları aynı Disney’deki gibi bir çok faktöre göre değişkenlik gösteriyor. Ama genel olarak tek gün tek park(125-150 USD), aynı gün içinde birden fazla parka giriş yapabileceğiniz park to park(185-220 USD) ve 2,3,4,5 günü içeren çok günlü biletler satın alabilirsiniz. Hızlı geçiş sağlayan Express biletler için de aldığınız bilete kabaca 50-100 USD ekleyebilirsiniz. Daha detaylı inceleme için web sayfasını inceleyebilirsiniz. Hogwarts Express’i kullanabilmeniz için park to park bilet almak zorunda olduğunuzu unutmayın lütfen. 

Bu arada Orlando’da bir çok yerde tema park biletlerini yarı fiyatına sattığını iddia eden, küçük büfeler veya standlar göreceksiniz. Bu yerlerin çoğu resmi değil. Buralardan uzak durmanızı tavsiye ederim. Unutmayın; Disney ya da Universal gibi Dünya’nın en ünlü tema parklarında gerçek indirim oranı hiç bir zaman %50 olmaz.

İnsanlar tatil için neden Florida’yı tercih ediyor??

Bizim için Antalya ne ise ABD’liler için de Florida o. Yaz kış, canımız ne zaman sıkılsa bir güneye akalım hissi oluşur da kendimizi Antalya bileti bakarken buluruz ya, işte bizdekinin ABD’deki karşılığı Florida. ABD’de yerli turist sayısında açık ara birinci, yabancı turistte ise ilk üç içerisinde yer alan bir eyaletten bahsediyorum. Yani Florida sadece ABD’de değil tüm dünyada insanların ilgisini çekiyor. Peki bu kadar insan tatil için neden Florida’yı tercih ediyor? Ya da soruyu size uyarlayıp sorayım; tatil için neden dünyanın öteki ucuna, taaa Florida’ya gitmelisiniz?

  1. Her şeyden önce Florida yılın tamamının sıcak, dört mevsim yaz havasının hakim olduğu bir iklime sahip. Türkiye’de insanlar soğuktan kombilerinin sınırlarını zorlarken, siz Miami Beach’te güneşlenerek story paylaşabilir, düşmanlarınızı çatlatabilirsiniz. Kışın ortasında canı deniz, kumsal tatili isteyenler için harika bir rota. 
  2. Okyanus çoğu zaman keyifli bir plaj deneyimi sunmaz. Çok dalgalıdır, dalgalar kuvvetlidir ve su derindir. Bizim gibi Ege’nin Akdeniz’in havuz gibi koylarını görmüş, buranın cam gibi sularında yüzmüş insanlar için okyanus kesinlikle tatmin edici değildir. Ancak Florida’daki – özellikle de Meksika Körfezi tarafındaki Clearwater Beach, Siesta Key, Destin gibi – plajlar sadece ABD’nin değil tüm dünyanın en iyi plajları arasında yer alıyor. Bizim memleketin koyları gibi olmasa da diğer okyanus bölgelerine göre deniz tatili için daha keyifli bir deneyim sunduğunu, beyaz kum, sakin deniz beklentilerini iyi karşıladığını söyleyebilirim.
  3. Eğer sörfe meraklıysanız, sörf için harika bir ortam sunar.
  4. Eğlencenin başkenti Orlando’da Walt Disney World, Universal Studios, SeaWorld ve daha küçük çaplı bir çok tema parkta harika vakit geçirebilirsiniz. Bunların her biri günlerce gitseniz bitiremeyeceğiniz büyüklükte, inanılmaz eğlenceli parklar. Sırf bu tema parklar için bile Florida’ya döne döne gidilebilir. 
  5. Florida’nın simgelerinden biri olan Everglades Ulusal Parkı, doğal yaşam açısından Dünya’nın en özel yerlerinden biridir. Timsahların, Pelikanların ve her türlü tropikal bitkinin bulunduğu bu park özellikle doğa severler için cennet gibi bir yer.
  6. Dünya’nın en kendine has coğrafyalarından biri olan Key West, harika mercan resiflerine ev sahipliği yapıyor. Özellikle şnorkelle yüzme ve dalış için dünyadaki en iyi noktalardan biri.
  7. ABD’de Küba ve Latin Amerika kültürünü en iyi hissedebileceğiniz yer burası. 
  8. Uzay ve bilime merakınız varsa, Kenndy Space Center’dan daha iyi bir yer bulamazsınız. Burada, eğer takvim de uygunsa, bir roketin fırlatılışını izleyebilir, interaktif sergilerde kendinizi bir uzay görevindeymişsiniz gibi hissedebilir, gerçek bir astronotla sohbet edebilirsiniz.
  9. Ve tabii ki alışveriş. Doların para birimimize karşı bu kadar değerli olmasına rağmen ABD hala bize göre -özellikle de bazı markalarda- çok ucuz. ‘ABD’ye sırt çantası ile git, orada valiz al, ağzına kadar doldur gel’ anlayışı hala devam ediyor yani. Özellikle Orlando Premium Outlet ve Sawgrass Mills Mall, Dolphin Mall her şeyi bir arda bulabileceğiniz, mutlaka uğramanız gereken AVM ler.

Geldik yazımın sonuna. Bir Florida gezisinde ihtiyaç duyabileceğiniz genel bilgiler bunlar. Florida’da nereleri gezmelisiniz?? Biz nereleri, ne şekilde gezdik?? bunları ayrı bir yazıda paylaşacağım. Aklınıza takılan her konuda bana kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

“Florida Seyahat Rehberi: Gitmeden Önce Bilmen Gereken Her Şey” için bir yorum

  1. Rehber dediğin böyle olur! Sayende Florida’yı fethettik ama bir dahaki sefere NASA’dan emekli bir astronotla selfie bekliyorum, çıtayı oraya koyduk artık. Bu arada, valizi hazırlamaya başladım bile, suçlusu sensin! 🚀🍊Rehber o kadar detaylı ki, okurken yanlışlıkla uçak bileti almışım… Timsahlara selam, gezmeye devam! ✈️😎

    Beğen

Yorum bırakın