Bir önceki yazımda Vietnam seyahatinizde ihtiyaç duyabileceğiniz genel ve pratik bilgiler vermiştim. Burada Vietnam’da gezilecek yerlerden Ho Chi Minh City ile devam edeceğim. Ancak buradan önce Genel Bilgiler yazısını okumanızı öneririm.
Vietnam’da çok fazla gezilecek yer, çok fazla yapılacak aktivite var. Seyahat süresine göre çok geniş planlamalar yapılabilir. Ancak bizim 7-8 gün gibi kısıtlı bir zamanımız bulunduğundan ancak 3 gün Ho Chi Minh City, 3 gün de Hanoi’ye vakit ayırabildik.
Hem Ho Chi Minh City hem de Hanoi için şunu söyleyebilirim ki görülecek yerler şehrin bayağı bir dışında. Her gün 3-4 saatiniz yollarda geçiyor. Bu da gün sonunda ciddi bir yorgunluk oluşturuyor tabii. Akşama bir şeyler yapmaya enerjisi kalmıyor insanın. Bunun dışında şehir merkezlerine ve alışverişe toplamda 1-1.5 gün ayırmanız yeterli. Merkezde göreceğiniz yerler birbirine oldukça yakın. Ülkede taksi kullanımı da çok uygun ve rahat olduğundan merkezde gezerken zaman ve yorgunluk problemi yaşamazsınız.

HO CHİ MİNH CİTY
Eski adı Saygon olan şehir 1975 yılına kadar Güney Vietnam’ın, aynı zamanda Fransa’ya bağlı Koçinçin kolonisinin başkentliğini yapmış. Sonrasında Vietnam’ın özgürlüğüne kavuşmasını sağlayan, çok sevdikleri liderleri Ho Chi Minh’in anısını yaşatmak için şehrin adını Ho Chi Minh City olarak değiştirmişler. Günümüzde 9 milyona yakın nüfusu ile Vietnam’ın en büyük ve en kalabalık şehri durumunda. Ekonomik anlamda son yıllarda büyük ilerlemeler kaydeden Vietnam’ın ticari merkezi aynı zamanda.
Ho Chi Minh City çok büyük, çok kalabalık, çok hareketli ve kaotik bir şehir. Her yerden bir şey fırlıyor sanki. Trafik Vietnam’ın her yerinde olduğu gibi burada da felaket. 9 milyon nüfusu olan şehirde 8 milyon motor var. Gerisini siz düşünün artık. Lüks AVM lerden gece pazarlarına, muhteşem mekanlardan yolda kaldırımın kenarına plastik sandalye atmış salaş sokak lezzetlerine kadar her şeyin uç noktasını bulup deneyimleyebileceğiniz bir şehir burası. Vietnam kültürünü, Vietnam insanının şehir yaşantısını en iyi gözlemleyeceğiniz yerlerden biri kesinlikle.

Ulaşım;
Ho Chi Minh City’e Türkiye’den uçakla direkt ya da aktarmalı olarak ulaşım sağlayabileceğiniz bir çok havayolu firması var. Yine Tayland, Kamboçya, Singapur gibi yakın ülkelerden Ho Chi Minh, Tan Son Nhat Havalimanı’na gün içerisinde bir çok uçuş bulunuyor.
Vietnam’ın başka şehirlerindeyseniz o zaman devreye tren veya yataklı otobüs gibi seçenekler giriyor. Biz denemedik ama deneyenler bayağı konforlu ve eğlenceli olduğunu söylüyor. Vaktiniz varsa deneyebilirsiniz bence. Tren, uçak ve otobüs biletlerini incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Şehiriçi ulaşım konusuna gelince, Vietnam Genel Bilgiler yazımda genişçe bahsettiğim gibi havaalanı-merkez ulaşımı da dahil, uzak olsun yakın olsun, her yere Grab uygulaması üzerinden ulaşım sağlamanızı öneririm.

Konaklama;
Ho Chi Minh City’de geceliği 10 dolara da 1000 dolara da konaklayabilirsiniz. Bu konuda inanılmaz fazla seçenek var. Ama bu şehrin güzelliği, daha doğrusu genel olarak Vietnam’ın güzelliği şu ki; merkezi konumda bulunan ve her türlü imkanı sunan 5 yıldızlı otel fiyatları nispeten uygun. Yani konaklama açısından Tokyo’da ya da Oslo’daki gibi içerisinde bir tam tur bile atamadığınız minicik odalara bir servet ödemiyorsunuz. Şehir merkezindeki otellerin hemen hepsinde çatı katında havuz bulunuyor. Günün bütün yorgunluğunu kocaman şehrin ışıl ışıl manzarasına bakarak atmak çok eğlenceli. Otellerin hepsinde Spa mevcut ancak dışarıya göre bir tık daha pahalı. Pahalı haliyle bile Türkiye’ye göre çok daha ucuz ve güzel olduğunu söyleyebilirim.
Lokasyon olarak gerek Hanoi gerekse Ho Chi Minh City’de en merkezi konumları tercih ettik. Çünkü ikisinde de temel aktiviteler şehrin bayağı bir dışında bulunuyor. Zaten her gün en az 2-3 saat yolculuk yaptığımızdan bir de akşam o yorgunlukla ulaşımla uğraşmak istemedik. Gidip görünce de doğru karar verdiğimizi anladım. Vietnam seyahatinizde, şehir farketmeksizin, konaklama ayarlarken olabilecek en merkezi konumu seçmenizi öneririm.
Bizim kaldığımız otel ise; Au Lac Charner Hotel. Otelin konumu, odası ve temizliği gayet güzeldi. Tepesinde gece 23.00’e kadar kullanabildiğimiz harika bir havuzu, öğlen keyifli bir çay saati ve envai çeşit tropikal meyvenin bulunduğu güzel bir kahvaltısı vardı. Her şeyiyle çok memnun kaldığımız bir oteldi, tavsiye ederim.

Gezilecek Yerler;
Yazıma başlarken söyledim zannediyorum ama yeri gelmişken tekrar etmekte fayda var. Ho Chi Minh City bildiğiniz kocaman bir metropol. Kendi içerisinde oldukça dağınık bir şehir olmasına rağmen turistik açıdan görülecek birkaç yapısı birbirine yakın konumda bulunuyor. Yani şehir içerisinde görülecek yerler havanın durumuna göre yürünerek ya da taksi ile kolaylıkla gezilebilir.
Ancak bizim Vietnam’a asıl gitme nedenimiz Dünya’nın her yerinde görebileceğimiz katedral ve binaları görmek değil tabi ki. Vietnam Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan tüneller ya da Mekong Deltası gibi Vietnam’a özgü aktiviteler bizim burada bulunma sebebimiz. Ama gelin görün ki bunlar Ho Chi Minh City’nin bayağı bir dışında bulunuyor. Buralara ulaşmak için her gün en az 2-3 saatlik bir yolculuk gerekiyor. Bu noktada yerel tur firmaları devreye giriyor. Rehberlik hizmetinin de dahil olduğu bu turlar sabah erkenden gelip sizi otelinizden alıyorlar. Gideceğiniz yeri gezip akşam da otelinize geliyorsunuz. Mesafeler uzak olduğu için dinlenme tesisi gibi yerlerde mutlaka ihtiyaç molaları veriliyor. Turlara genellikle öğlen yemeği de dahil oluyor. Turda kullanılan arabanın ya da minibüsün markası, tura katılan kişi sayısı, öğlen yemeğinin kalitesi gibi parametreler tur fiyatlarında değişkenliğe sebep oluyor tabii ki. Biz tur seçerken yol uzun olduğundan seyahat ettiğimiz aracın güzel olmasına özen gösterdik. Kişi sayısı olarak da en fazla 9 kişinin bulunduğu turları seçtik. Araç kalitesi gerçekten de önemli ancak kişi sayısına çok takılmanıza gerek yok. O an turda kaç kişinin olduğu seyahatinizin kalitesini çok fazla etkilemiyor açıkçası.
Biz gitmeden turlarımızı booking üzerinden satın aldık. Ama almadıysanız da telaşa lüzum yok çünkü gittiğiniz oteldeki resepsiyon aracılığı ile kolaylıkla ayarlama yapabilirsiniz.
Şimdi gelelim gezilecek yerlere..

- Cu Chi Tünelleri
Vietnam seyahatimizin ilk gününün ilk gezisini Cu Chi Tünelleri’ne yapıyoruz. Anlaşmış olduğumuz acente çalışanları sabah saat 8’de bizi otelimizin lobisinden gelip aldılar. Sonrasında şehrin bayağı bir dışına çıkıp tropikal ormanların derinliklerine doğru devam eden 1.5-2 saatlik uzun ince bir yol gittik. Ve sonunda Vietnam Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynayan Chu Chi Tünelleri’nin bulunduğu yere vardık.

Cu Chi Tünelleri Ho Chi Minh City’nin 60 km kadar kuzeyinde yer alıyor. Tüneller ilk olarak 1940’lı yılların sonlarında sömürgeci Fransızlara karşı başlatılan bağımsızlık savaşında, Vietkong komünist birlikleri tarafından yapılmış. Sonrasında yıllar ilerleyip de ABD işin içerisine girince yani savaş daha da uzayıp çetin bir hal aldıkça tüneller de gitgide genişlemiş ve direnişin merkezi haline gelmiş.
Tünel dediğim basit bir yapı değil. Taa Kamboçya sınırına kadar varan 200 km uzunluğunda 3 katlı, içinde yatakhanesi, yemekhanesi, sosyal alanları ile tam bir yaşam kompleksi. Vietnamlılar ufak tefek oldukları için tünellere bu kadar iyi uyum sağlayabilmişler. Tünellerin girişi üzeri kamufle edilmiş gizli kapılardan sağlanıyor. Tünellerin bulunduğu alan düşman askerleri içinse tam anlamıyla bir cehennem çünkü ormanın her yeri garip tuzaklarla çevrelenmiş durumda. Yüzbinlerce düşman askerinin burada hayatını kaybettiği söyleniyor.

Tünel gezisi Ho Chi Minh City’nin olmazsa olmazlarından. Burada tünellerdeki yaşam şeklini daha yakından gözlemleyebilir, düşman için kurulan binbir çeşit tuzağı inceleyebilir, savaş döneminden kalan silahları ve tankları görebilir, tünelin sonundaki atış poligonunda gerçek silahlarla atış yapabilir ya da tünellerin içinde gerçek bir Vietnam askeri gibi gezinebilirsiniz. Ancak tünellerde aşırı klostrofobik bir ortam olduğunu söyleyeyim. Ben giremedim size de önermem.

Aslında tünellere tur satın almadan kendiniz de gidebilirsiniz ama bunu pek tavsiye etmiyorum çünkü rehberin anlatımı Cu Chi Tünelleri için önemli. Tüneller yarım günlük tur diye geçiyor ama gitmesi gelmesi neredeyse tam gününüzü alıyor. Sabah 08.00’da gittiğimiz turdan saat 15.00’da döndük. Bizim tercih ettiğimiz tur için buraya tıklayabilirsiniz.
Buraya tıklayarak da Cu Chi Tüneleri’ne tur düzenleyen diğer firmaları inceleyip rezervasyon yaptırabilirsiniz.

2. Mekong Deltası
Vietnam’ın bir diğer olmazsa olmazı Mekong Deltası turu. Aklınızdaki Vietnam görüntülerini yakalayacağınız yer burası.
Mekong Nehri’nin kollar halinde Güney Çin Denizi’ne döküldüğü bölge olan Mekong Deltası bu coğrafya için çok önemli. Sezonsal olarak yüzölçümü değişmekle birlikte Dünya’nın en büyük ve en verimli su deltası olduğunu söyleyebiliriz. Mekong, uçsuz bucaksız pirinç tarlalarına, meyve bahçelerine ve balık çiftliklerine ev sahipliği yapıyor. Son zamanlarda bunlara bir de turizm eklenmiş durumda. Burayı günlük turlarla ziyaret edip hem muhteşem doğasını hem de Vietnamlı çiftçilerin günlük yaşantılarını gözlemleyebiliyorsunuz. Mekong Deltası için farklı rotalara sahip turlar bulunuyor. Turlar bir tam gün sürüyor ve genellikle yemek de dahil oluyor. Yaklaşık 20-30 USD’ye çok güzel turlar bulabilirsiniz. Bizim tercih ettiğimiz acente için buraya tıklayabilirsiniz.
Tüm turları incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Mekong Deltası için de yine sabahın köründe yollara düşüp bir dünya yol gittik. My Tho şehrinde bizi bekleyen teknemize binip yolun geri kalanını da tekneyle aldık. Bu turda yolculuk süresi bayağı bir uzun. Ayrıca da Cu Chi tünellerine göre çok daha yoğun ve dolu dolu bir tur. Yok yok burada.
İlk durağımız Vinh Trang Temple. Burası içerisindeki Gülen Buddha ve Uyuyan Buddha heykelleri ile bilinen bir Budist Tapınağı.

Az önce bahsettiğim gibi My Tho şehrinde bindiğimiz tekne ile ilk olarak Coconut Island’a geçiyoruz. Her ne kadar memleket olarak Hindistan Cevizi ile münasebetimiz Survivor yarışması ile sınırlı olsa da, Coconut Vietnam’da her şey demek. Bu meyvenin her şeyinden ama her şeyinden faydalanıyorlar. Hindistan Cevizinin kabuğunu, kenarını, kıyısını çöpe at diye bir olay yok asla. İlla ki ondan bir şeyler çıkarıyorlar. İşte bu adada Hindistan Cevizinin şekilden şekile girmesini bizzat görebiliyorsunuz.

Sonrasında yerel bir tuktukla kısacık ama inanılmaz keyifli bir yolculuk yaparak nehir kenarında çeşitli aktiviteleri gerçekleştireceğiniz geniş bir alana geliyorsunuz. Burada timsah besleyebilir, kocaman bir çukurda yılanları gözlemleyebilir, bisikletle etrafı turlayabilir ya da değişik türdeki balıkları yem atabilirsiniz. Yine öğlen yemeğinizi de burada yiyorsunuz. Öğlen yemeği Vietnam’ın yerel lezzetlerinden oluşmuş 8-9 çeşitin olduğu gerçekten güzel bir yemekti. Kesinlikle baştan savma ya da özensiz değildi. Ben deniz ürünleri yemediğimi belirttiğim için bana özel vejeteryan bir menü bile hazırlanmıştı.

Başımızda Vietnam’ın meşhur konik şapkalarıyla küçük kanomuza binerek, kocaman yeşilliklerle kaplı nehirde yaptığımız gezinti ise günün top noktasıydı. Bir kano 4-5 kişi alıyor. Şapkaları bindiğiniz zaman kanoda veriyorlar. Aşağı yukarı 20 dakikalık kısa bir gezinti ama gerçekten çok zevkli.

Dönüş noktasında da bir köye uğrayıp orada yerel sanatçıların şarkıları eşliğinde çeşitli tropikal meyveleri deniyorsunuz.
En sonda, artık dönüş için teknemizi beklediğimiz noktada ise meşhur Vietnam balı ve çayı ikram ediliyor. İsterseniz bunlardan satın alabiliyorsunuz. Yalnız buradan içeri adım atar atmaz rehberimiz gidip eski bir sandıktan kocaman bir yılan çıkararak gruptaki herkesin boynuna atmaya çalıştı. İçeri geçince de arılarla dolu bir kovanı getirip parmağımızı kovanın içine daldırmaya çalıştı. Yılandan deli gibi korktuğum için hiçbir şekilde oyuna gelmedim ancak nasıl olduysa, seyahatlerinde sıfır risk alma felsefesi benimseyen beni gaza getirdi ve kendimi yüzlerce arının bulunduğu bir kovana parmak daldırırken buldum. Tabi ki beklenen gerçekleşti ve parmağımı arı soktu. Oysa ki ben bu arıların ya da yılanın ilaçla uyuşturulmuş oldukları gibi bir düşünceye kapılmıştım. Bunun verdiği güven duygusuyla böyle manasız ve saçma bir harekette bulunmuştum. Ama öyle değilmiş. Yani demek istediğim gaza gelmeyin. Arı sokarsa, ya da boynunuzdaki yılan kendini kaybedip de sizi boğası gelirse kendinizle baş başa kalıyorsunuz, kimse bir şey yapmıyor söyleyeyim. Öyle profesyonel bir ortam yok yani. Mesela arı soktuğunda elime getirip vazelin gibi bir krem sürdüler o kadar. Yani alerjim falan olmuş olsaydı orada balon gibi şişip kalmıştım.

Son olarak şunu söyleyeyim; Mekong Deltası turu Vietnam’da yapmış olduğum en eğlenceli şeydi. Vietnam’a gelip de bunu atlayalım diye bir durum asla söz konusu olamaz, olmamalı.
Ho Chi Minh City’de en çok vakit alan şey bu iki bölge zaten. Bundan sonra anlatacaklarım merkezde bulunan, birbirine oldukça yakın, yürüyerek bile 1 günde gezip bitirebileceğiniz yerler. Bana sorarsanız Savaş Kalıntıları Müzesi dışında çok fazla önce çıkan, asla görmeden gelmeyin dozunda bir yer de yok. Vakit bulabilirseniz gidin, yoksa da çok kasmayın.
3. Saigon Notre Dame Bazilikası
Sömürgeci Fransızlar tarafından 1880 yılında inşa edilmiş, 1962 yılında ise Vatikan tarafından Bazilika ünvanı verilmiş. Dış cephesinde kullanılan kırmızı tuğlalar o dönem Fransadan Vietnam’a özel olarak getirilmiş. Bazilikanın hemen önünde bulunan ve Vietnamlıların gözyaşı döktüğünü iddia ettikleri Meryem Ana heykeli de en az bina kadar meşhur. O dönem Vietnamlılar bu iddialarında o kadar ısrarcı olmuşlar ki, en sonunda Vietnam Katolik Kilisesi bu olayın gerçek olmadığına dair açıklama yapmak zorunda kalmış.
Bazilika her gün 06.00-20.00 arasında ziyarete açık, giriş ise ücretsiz.

4. Saigon Merkez Postanesi
Notre Dame Bazilikası’nın hemen karşısında bulunan Saigon Merkez Postanesi de yine Fransızlar tarafında inşa edilen yapılardan biri. Hatta mimarı Eyfel Kulesi’nin mimarı olan Gustave Eiffel’miş. Özellikle gece ışıklandırması çok güzel olan bir bina.

5. Saigon Opera Binası
1898 yılında Fransız mimar Eugene Ferret tarafından tasarlanan bina, Fransa’dan ithal edilen malzemelerle inşa edilmiş. Burada sadece opera değil, müzikal, dans ve geleneksel gösteriler de sergileniyor. Vakit bulabilirseniz Vietnam’ın meşhur geleneksel kukla gösterisini izlemenizi özellikle öneririm.

6. Ben Thanh Market
Aklınıza gelen her türlü ürünü bulabileceğiniz yerel bir market. Uzakdoğu’da bir çok ülkede benzerlerini görmüştük. Hediyelik eşya alışverişi yapacaksanız burası iyi bir seçenek. Haftanın her günü 05.00-23.00 arası açık.

7. Nguyen Hue Yürüyüş Caddesi
Şehrin tam merkezinde Halk Komite Binası’ndan Saigon Nehri’ne kadar uzanan ve trafiğe kapalı olan 1 km ilk bu cadde Ho Chi Minh City’nin en güzel, en modern, en kalabalık, en curcunalı caddesi. Özellikle gece ışıl ışıl bir görüntü alıyor. Caddenin her tarafında cafe, restoranlar ve mağazalar bulunuyor.

8. Bui Vien Walking Street
Gece hayatını sevenlerin mutlaka uğraması gereken yer burası. Gece klüplerinden dışarı yayılan ses tüm sokağı ayağa kaldırıyor. Zaten yerli halk da burayı ‘asla uyumayan cadde’ olarak tanımlıyormuş. Cadde boyunca bir çok restoran ve cafe de bulunuyor. Akşam yemeği için de keyifli bir yer.

9. Savaş Kalıntıları Müzesi (War Remnants Museum)
Bana sorarsanız merkezde bulunanlar arasında görülmesi gereken en önemli yer burası. Diğerlerine bir şey demem ama burayı görmeden dönmeyin sakın. Müzede Vietnam Savaşı’nda (Vietnamlıların tanımlamasıyla Amerika Savaşı’nda) yaşanan dehşeti tüm çıplaklığı ile gözler önüne seren binlerce fotoğraf bulunuyor. Şimdiye kadar gezdiğim müzeler içerisinde en vurucu etkiyi bırakan bu oldu diyebilirim. Savaşın iğrençliğini unutturmamak, barışın kıymetini çok daha iyi anlamak için herkesin gezmesi gerektiğini düşünüyorum.
Müze haftanın her günü 07.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Giriş ücreti ise 40.000 Vietam Dongu.

Vietnam hakkında gitmeden bilmeniz gereken genel bilgiler yazısını okumak için buraya tıklayın…
Seyahatimizin Kamboçya buraya ve buraya tıklamanız yeterli…

“HO CHİ MİNH CİTY (SAYGON) GEZİ REHBERİ; 3 GÜNLÜK GEZİ PLANI” için bir yorum