Asya, Genel, Vietnam

Vietnam Gezi Rehberi: Genel Bilgiler, Vize, Ulaşım ve Maliyet

One day I’ll touch your soil

One day I’ll finally know your soul

One day I’ll come to you

To say hello…Vietnam

To say Xin Chao…Vietnam

Pham Quỳnh Anh’a ait “Hello VietNam” adlı şarkının sözleri ile açıyorum bu yazımı. Vietnam gerçekten de üzerine şarkılar şiirler yazılacak kadar güzel bir ülke. Ama bende bunları yazacak o ince ruhtan ve yetenekten eser olmadığı için hazır yazılmışını kullanayım dedim. Bu noktada sizlere düşen ise Vietnam’a gitmeden önce bol bol bu şarkıyı dinleyip gaza gelmek. Tabi bizi Vietnam seyahati için motive edecek tek şey bu şarkı değil. Robin Williams’ın Good Morning Vietnam diye haykıran sesi hala kulaklarımızda. Sağolsun Hollywood sayesinde millet olarak kendi tarihimizdeki savaşlardan daha çok Vietnam Savaşı’nı ve Amerikan askerlerinin o müthiş kahramanlıklarını !!! biliyoruz. Vietnam’ın savaşına doğasına ve kültürüne duyduğumuz merakı daha fazla dizginleyemeyip 9 günlük bayram tatilinde 3 gün Ho Chi Minh City-2 gün Siem Reap (Kamboçya)-3 gün Hanoi olacak şekilde bir planlama yaparak kendimizi Güneydoğu Asya’nın tatlı kollarına bıraktık. Seyahatimizin Kamboçya ve Siem Reap kısmına üzerilerine tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ben burada Vietnam kısmını anlatacağım. 

Genel Bilgiler

  • 1955 yılında Kuzey ve Güney Vietnam olarak iki ayrı cumhuriyete bölünen ülke 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti adı altında tekrardan birleşmiş. Günümüzde de ülkenin resmi adı Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’dir. 
  • Vietnam Güneydoğu Asya’da, Çinhindi Yarımadası’nın doğusunda yer alan Şili gibi uzun ince bir ülke. Başkenti Hanoi, en büyük şehri ise Ho Chi Minh City (eski adı ile Saygon). 100 milyon civarında nüfusu var. Resmi dili ise tek kelimesinden bile bir anlam çıkaramayacağınız Vietçe. Fransız sömürgesi olduğu zamanlarda ikinci dil fransızca iken günümüzde bu durum yerini yavaş yavaş ingilizceye bırakmış. Bir turist olarak gezerken dil konusunda asla sorun yaşamayacağınızı söyleyebilirim. Zaten otellerde, günübirlik tur yaptıran firmalarda ve cafe-restoranlarda kesinlikle hiç bir sorun yaşamıyorsunuz. Küçük esnafla da gerek google translate gerekse el kol yardımı ile bir şekilde iletişim kurabiliyorsunuz.
  • Vietnam’ın para birimi Vietnam Dongu. Ülkenin her yerinde kolayca exchange yapabilirsiniz. Ama Vietnam Dong’u ile uğraşmak istemiyorsanız sorun değil çünkü hemen her yerde USD ile ödeme de kabul ediliyor. Zaten marketten restorana kadar her yerde Dongun yanında USD cinsinden de fiyatlar yazılıyor. Kamboçya’daki gibi yanınızda bol bol 5-10 ve 20 dolar bulundurursanız Dong’a hiç ihtiyaç duymadan da tatilinizi geçirebilirsiniz.  
  • Vietnam ekonomik anlamda hızla büyüyen bir ülke. Özellikle imalat ve bilgi teknolojisi alanlarında inanılmaz ilerleme kaydediyor. Günümüzde ABD’nin 4 büyük ticari partnerinden biri durumunda. Yani Vietnamlılar, ABD ile daha 40-50 yıl önce birbirimizi yiyorduk, bu Yankeeler ülkemizde taş üstünde taş bırakmadılar diye kin tutmamışlar. Sessizce işlerine güçlerine bakmışlar. Bugün Vietnam’daki yoksulluk oranı koskoca Çin ve Hindistan’dakinden daha düşük oranda. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde Çin’in yerini alırlarsa şaşırmayın.
  • Vietnam son yıllarda ekonomik olarak ciddi atılımlar yapmış olsa da, Hindistan ve Kamboçya kadar olmamakla beraber, halkı hala fakir. Ama Vietnamlılar genel olarak çok çalışkan, güler yüzlü, oldukça yardımsever, sinirleri alınmış gibi aşırı sakin insanlar. Turizm toplumda çok önemli bir geçim kaynağı olduğu için turistlere karşı ayrıca nazikler. 
  • Vietnam tam bir tarım ülkesi. Nüfusun %70’i tarımla uğraşıyor. En çok yetiştirilen ürünler; pirinç ve kahve. Vietnam’da her yerde deli gibi kahve satıldığını görünce şöyle bir araştırdım ve Vietnam’ın Brezilya’dan sonra Dünya’da en çok kahve üreten 2. ülke olduğunu öğrendim. Vietnam’daki cafelerde bizdekilerden farklı olarak Egg Coffee göreceksiniz yani Yumurtalı Kahve. Egg Coffee bu ülke için bir gelenek. İlk kez 1946 yılında Hanoi’deki Sofitel Metropole otelinde çalışan bir garson tarafından keşfedilmiş. O yıllarda ülkede süt kıtlığı bulunduğundan kahveyi sütle içmeyi sevenlere bir alternatif olarak mecburiyetten sunulmuş aslında. İlk başta kahveyi çırpılmış yumurta ile ikram etmişler. Bakmışlar ki tadı lezzeti iyi, zaman içerisinde tereyağı veya peynir gibi eklemeler de yapmışlar. Ben egg coffeeyi denedim ve gerçekten çok beğendim. Öyle ağır bir yumurta tadı falan gelmiyor. Yumurta köpüğü ve kahve tadı birbirini gayet güzel dengelemiş. Gittiğinizde mutlaka deneyin. 
  • Topraklarının %40’ı yeşil alanla kaplı olan Vietnam harika bir doğaya sahip. Tropikal iklimin insanlığa sunmuş olduğu değişik değişik ağaçlar ve ormanlar, pirinç tarlaları, doğanın bir mucizesi olan Halong Bay, Fansipan Dağı ve daha sayamadığım bir çok güzellik… Hepsi de görülmeyi hak eden doğa harikaları. Vietnam da sahip olduğu güzelliklerin farkında ki son yıllarda turizme ciddi bir yatırım ve hizmette yüksek kalite anlayışı söz konusu. Şimdiye kadar bir tarım ülkesi olan Vietnam turizm sayesinde artık bir hizmet ülkesi haline gelmiş. Ve işin güzel yanı da Vietnam’da tatil yapmak maliyet olarak bu bölgedeki diğer ülkelere göre daha uygun.
  • Vietnam halkının %30’u hiçbir şeye inanmıyor, yani ateist. İnanan kesimin %70’i Vietnam halk dinleri ya da yerel dinler olarak adlandırılan Konfüçyanizm/Taoizm’e inanıyor. %10-12 civarında da Budist var. Vietnam’da bir çok tapınak bulunuyor ancak bunlar Budist tapınağı mı Taoist tapınağı mı yoksa başka bir şey mi anlaşılmıyor açıkçası. Bütün tapınaklar birbiri ile aynı gibi geldi bana. Bunların dışında, Fransız sömürgeciliğinin etkisi ile olsa gerek, toplumunda %8 civarında da Katolik bulunuyor. 
  • Vietnam’ın en beğenmediğim yanı şehirciliği oldu. Kabul ediyorum biz de cetvelle çizilmiş gibi düzenli şehirlerde yaşamıyoruz ama bu ülke de fazlasıyla kaotik geldi. Özellikle de Ho Chi Minh City. Koskocaman gökdelenler, dört dörtlük mekanlar yapmışlar ama binanın köşesini dönünce gecekondular, seyyar satıcılar, sokakta yemek yiyenler, yerde uzananlar… Aynı sokakta ilerlerken içinde bulunduğunuz ortamın profili iki üç kez değişiyor. Şehirler karman çorman, çöpler kaldırımlara taşmış. Sokakta tabure atıp oturmayı, yine sokakta yemek yemeyi çok seviyorlar. Bu da kaldırımın kapanmasına neden oluyor. Her sokakta gece lambası yok, bazı yerler bayağı karanlık. Ama her şeye rağmen Vietnam güvenli ve gezmesi çok keyifli bir ülke. Tabi güvenli dedik diye elinizde çantanızı sallaya sallaya Polyanna misali gezmeyin ya da gecenin köründe ara sokaklara dalmayın. Turistler için geçerli olan genel güvenlik kurallarına özen gösterirseniz bu ülkede güvenlik konusunda sorun yaşamazsınız.
  • Hindistan’daki trafiği gördükten sonra, dünya üzerinde daha saçma bir şey göremem artık diye düşünürken, karşıma ansızın Vietnam çıkıverdi. Vietnam trafiğini görür görmez Hindistan’a haksızlık ettiğimi anladım ve kendimce küçük bir güncelleme yaptım; artık şu fani dünyada Vietnam trafiğinden daha saçma bir şey göreceğimi zannetmiyorum. Yani aslında ortada trafik falan da yok. Önünüzden debisi yüksek bir nehir misali sürekli akıp duran kuralsız bir motosiklet topluluğu var. Ülkenin 90 milyon nüfusu var, trafikte 40 milyon motosiklet var. Bu arada kırmızı ışık, trafik kuralı, alt geçit, üst geçit, yaya geçidi gibi dünyanın geri kalanında hayati öneme sahip olan şeyler burada önemini yitiriyor. Bir yaya olarak karşıdan karşıya geçmek ise işin en gergin kısmı. Bu tantanada kimse size yol vermiyor. Öyle Avrupa’daki gibi yaya geçidine ayağımı atarım, bütün arabaları önümde hizaya çekerim durumu yok. Burada tek parça halinde karşıdan karşıya geçmek ciddi bir strateji gerektiriyor. 1 haftasını Vietnam’da geçirip herhangi bir kaza yaşamamış biri olarak karşıdan karşıya geçişteki en etkili yolun yanınızdakilerle uzun bir zincir oluşturmak olduğunu söyleyebilirim. Etrafınızda tanıdık tanımadık kim varsa el ele tutuşup toplu halde kendinizi yola atın. Sizi kalabalık görünce en azından yavaşlıyorlar. Ama bunun dışındaki bireysel girişimler genelde başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ha Vietnamlıların güzel yanı şu; aşırı sakin oldukları için trafikte öyle kavga gürültü yok. Aynı saçma ortam bizde olsa kan gövdeyi götürür mesela. Ama karşıya geçmek için kan ter içinde kaldığınızı gören sevimli Vietnamlılar en fazla gülümseyerek önünüzden basıp geçiyorlar. Bu duruma kızıp sinirlenelim mi yoksa gülüp geçelim mi bilemedik açıkçası. Kısacası Vietnam trafiği tam bir dilemma :))
  • Vietnam ile ilgili bir turist efsanesi mevcut. O da şu; Colombia, North Face, Adidas gibi büyük markaların fabrikaları Vietnamda bulunduğu için bu fabrikalardan gözle görülmeyecek kadar minik üretim hataları ile çıkan orijinal ürünler çok ama çok ucuz fiyatlara satılıyormuş. Evet efsane bu. Şimdi gerçeklere gelelim; ben öyle bir şey görmedim. Vietnam gerçekten de North Face ve Colombia ürünlerinden geçilmiyor. Ancak bunlar bizim sosyete pazarlarında satılan çakma ürünleriden farksız. Özellikle bazıları inanılmaz kötü, üstüne para verseler alınmaz. AVM’lerdeki ürünler ise hemen hemen Türkiye ile aynı fiyat. Yani kısacası ben Vietnam’da çok kaliteli, orijinal bir ürünü çok ucuz fiyatlara bulamadım. 
  • Çin ve Fransız etkisinin yoğun olarak görüldüğü Vietnam mutfağı Dünya’nın en zengin mutfaklarından biri olarak kabul ediliyor. Pirinç, pirinçten yapılmış ürünler, taze ve kuru baharatlar, sebzeler, otlar, et ve deniz ürünleri sık kullanılıyor. Yağ ve tuz çok az kullanıldığından oldukça da sağlıklı bir mutfak. Vietnam’da köpek eti, kurbağa eti, yılan eti falan da yeniliyor ama rutinde servis edilen şeyler değil, özellikle arayıp bulmanız gerekiyor. 
  • Vietnam’ın imza yemeği ne diye sorarsanız tabii ki Pho. Bu ülkede her yerde ama her yerde Pho var. Gece gündüz, sabah akşam, her öğün her an Pho çorbası içiyorlar. Otellerde sabah kahvaltısı için hazırlanmış açık büfelerde Pho bulunuyor mesela. Sabah kahvaltısında bir kase Pho içip ardından başka şeylerle kahvaltıya devam ediyorlar. Pho; pirinç makarnası, çeşitli otlar ve baharatlar, dana eti ve ya tavuk eti ile yapılmış bir çorba. Ben çok beğenmedim ama asla yenilmeyecek aykırı bir lezzet de değil.
  • Vietnam da diğer Asya ülkeleri gibi sokak lezzetleri ve her türlü tropikal meyve açısından oldukça zengin bir ülke. Özellikle meyveler inanılmaz lezzetli. 
  • Vietnam asla aç kalacağınız bir yer değil, bu konuda rahat olabilirsiniz. Son olarak, eğer pizza seviyorsanız, inanılmaz lezzetli bir mekan önerisinde bulunmak istiyorum; 4P Pizza. Vietnam’ın bir çok şehrinde şubesi bulunuyor. Ancak zincir fastfood restoranlar gibi hızlıca yiyip kalkılacak bir mekan olarak düşünmeyin. Gayet şık bir deneyim sunuyor. Özellikle 4 peynirli pizzasını üzerine o muhteşem Vietnam balını dökerek denemenizi şiddetle öneriyorum.
  • Bunun yanında Vietnam’da deneyeceğiniz en güzel şeylerden biri tropikal meyvelerden yapılmış çeşit çeşit çay. Zaten Vietnam’da her yerde Tea Coffee’ler bulunuyor. Bunların en meşhuru da Three O’colock. Vietnam’da geçirdiğiniz süre boyunca bol bol çay denemenizi öneririm, gerçekten çok güzel ve ferahlatıcı çaylar var.

Vietnam Tarihi ve Vietnam Savaşı

Vietnam gezinizin daha anlamlı olabilmesi için Vietnam’ın yakın tarihi ile ilgili az da olsa bir şeyler bilmek gerekiyor. Çünkü bu güzel ülkede baktığınız her yer ya Fransız sömürgeciliği döneminden ya da Vietnam Savaşından izler taşıyor. 

Vietnam tarihi aslında günümüzden 4000 yıl öncesine kadar gidiyor. Ama ben kalkıp da oralara kadar gitmeyeceğim tabi ki. Fransız sömürgeciliğinden başlasak bize yeter. 

Vietler 10. yy’da  Çin’e karşı bağımsızlıklarını kazanıp kendilerine ait milli bir kültür geliştirmeyi başlamışlar. 19. yy’da Çinhindi adıyla kademeli olarak Fransız kolonisi haline gelene kadar da bağımsızlıklarını hep korumuşlar. Fransızların ülkelerine çökmesinden, zenginliklerinin ve emeklerinin sömürülmesinden rahatsızlık duyan Vietler çok sevdikleri büyük liderleri Ho Chi Minh önderliğinde bağımsızlık mücadelesi başlatmış ve bunda da başarılı olmuşlar. Fransızlara karşı bağımsızlıklarını kazanmışlar kazanmasına ancak Vietnam 1956 yılında kuzeyde Çin’in desteklediği Ho Chi Minh’in komünist hükümeti yani Kuzey Vietnam, güneyde ise Fransa’nın desteklediği Ngo Dinh Diem hükümeti yani Güney Vietnam olmak üzere ikiye bölünmüş. Zamanla Fransızlar Vietnam’dan el ayak çekip ayrılmış ancak bu kez de Fransa’nın yerini ABD almış. 1960 yılında Kuzey ve Güney Vietnam arasında bir iç savaş patlak vermiş. ABD bu savaşa 1963-1973 yılları arasında Güney Vietnam’ı destekleyerek dahil olmuş. Yüksek teknoloji ve her türlü zenginliğe sahip ordusuna rağmen ABD, Vietnam’ın doğasına ve direnişçilerine karşı koyamamış. 60.000 asker ve beraberinde büyük bir prestij kaybederek geri çekilmek zorunda kalmış. Komünist güçlerin savaşı kazanmasıyla 1976 yılında Kuzey ve Güney Vietnam, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti adı altında yeniden birleşmiş.

Bütün dünyanın Vietnam Savaşı olarak bildiği bu savaşı Vietnamlılar Amerika Savaşı olarak adlandırıyor. Bu savaşın Vietnamlılara faturası çok ağır olmuş maalesef. Vietnam topraklarının 3’te 1’i yoğun bombardımanlar nedeniyle kullanılamaz hale gelmiş. Resmi kayıtlara göre 2 milyon civarında Vietnamlı sivil, 1 milyon civarında da Vietnam askeri bu rezil savaşta hayatını kaybetmiş. Şimdi böyle rakamlarla konuşunca savaşın vahşeti o kadar hissedilmiyor ancak ileride de bahsedeceğim Ho Chi Minh City’deki Vietnam Savaşı Müzesini ziyaret ederseniz bu yaşanan şeye savaş bile demezsiniz. Çünkü savaşın da bir onuru, bir kuralı olur. Bu daha çok soykırım gibi katliam gibi bir şey. Böyle yorumlamamın sebebi orantısız güç kullanılmış olması. Şöyle ki; ABD Vietnam Savaşı’nda, 2. Dünya Savaşı’nda tüm ülkelerin kullandığının 3 katı bomba kullanmış ki bu da 8 milyon ton ediyor. Yani hesaplandığında her 40 Vietnamlı’nın payına 1 ton bomba düşmüş oluyor. Yine kullanılan kimyasal silahlar nedeniyle kocaman bir nesil sakat kalmış, çocukları da sakat doğmuş. 

Vietnam’da Ho Chi Minh adını sıkça duyacaksınız. Aslında gerçek adı bu değil. Buraya yazmaya üşendiğim upuzun bir ismi var ancak halk kendisini çok sevdiğinden ‘ışığa kavuşturan’ anlamına gelen Ho Chi Minh ismini vermiş. Yine halk arasında ‘Ho Amca’ olarak da adlandırılıyor. Ho Chi Minh, Hindistan’ın Gandhisi bizim Atatürkümüz gibi, Vietnamlılara önderlik ederek önce Fransızlara sonra da Amerikalılara karşı mücadele etmiş ve halkını özgürlüğe kavuşturmuş. Sonrasında da tam 15 yıl boyunca Vietnam devlet başkanı olarak görev yapmış. Kabri başkent Hanoi’de bulunuyor. 1975 yılında Vietnam’ın en büyük şehri olan Saygon’a Ho Chi Minh’in adı verilmiş. 

Vize 

Vietnam, Yeşil Pasaport sahiplerinden 90 güne kadar olan ziyaretlerinde vize talep etmiyor. Ancak Bordo Pasaport sahipleri vizeye tabi. Güzel olansa Vietnam vizesi için kasıntı Avrupa ülkeleri gibi konsolosluktan aylar sonrasına randevu alıp da birebir görüşmeye gitmenize gerek yok. 7/24 online olarak başvuru yapıp vizenizi kolayca alabilirsiniz. Bunun için vietnam rehberi adlı siteyi incelemenizi öneririm. Vize için izleyeceğiniz yolu adım adım detaylı bir şekilde anlatmış. 

Vietnam’a ne zaman gitmeli??

Vietnam’da tropikal iklim hakim. Yani temel olarak Kuru ve Yağışlı olmak üzere iki mevsim var. Hep söylediğimiz şey burada da geçerli; tropikal iklimin yağışı da sıcağı da bizim buralardakine benzemez. İnsanı rezil eder, tatilini mahveder. Bu nedenle tropikal iklimin hakim olduğu ülkelere giderken mevsimi çok iyi ayarlamak gerekiyor. Vietnam için önerilen en uygun zamanlar ise; ekim, kasım, mart ve nisan aylarıdır. Nisan’da gitmiş biri olarak aslında nisanın bile sıcak olduğunu söyleyebilirim. Vietnam uzun ince bir ülke olduğu için kuzeyi ile güneyi arasında birazcık sıcaklık farkı oluyor tabi. Mesela Ho Chi Minh City’de sıcaktan nefes bile alamıyorken Hanoi’de akşamları hafif bir esinti bile oluyordu. 

Vietnam’da şehiriçi ulaşım??

Vietnam toplu taşıma sistemi hiç gelişmemiş bir ülke. Burada ulaşımda kullanacağımız tek araç taksi olacak. Zaten şehrin her yeri taksi kaynıyor, bulmakta zorluk çekmezsiniz. Ama buna bile gerek yok çünkü Güneydoğu Asya ülkelerinde kullanabileceğiniz Grab adında harika bir uygulama var. Bu uygulama Singapur, Kamboçya, Vietnam, Endonezya, Tayland, Myanmar, Filipinler gibi ülkelerde kullanılan bir taksi çağırma uygulamasıdır. Güneydoğu Asya’nın Uber’i diyebiliriz. Kullanması inanılmaz kolay ve keyifli bir uygulama. Uygulamayı telefonunuza yüklüyorsunuz. Taksi çağırmak istediğinizde uygulama konumunuzu görüyor zaten. Siz bu konumdan nereye gitmek istediğinizi yazıyorsunuz. Sonrasında sizin bulunduğunuz yere yakın bir taksici size fiyat yolluyor. Eğer kabul ediyorsanız uygulama sisteme kayıtlı kartınızdan parayı çekiyor, taksi de bir iki dakika içerisinde hemen önünüze geliyor. Taksi şöförü ile dil problemiydi, taksimetreydi, pazarlıktı hiçbiri yok, tertemiz. Biniyorsunuz, gitmek istediğiniz yere gelince de iniyorsunuz. Üstelik serbest çalışan taksi ve tuk tuklara göre çok da ucuz. Yalnız sahte Grabcilere dikkat edin. Elinde telefonla Grab görselini indirip ben Grabciyim diye yanınıza yaklaşanlara itibar etmeyin. Uygulamadan size yöneltilen aracı bekleyin, kimseyle taksi muhabbetine girmeyin. 

Bu arada kendi çapında bayağı ülke gezmiş bir çift olarak Vietnam’da bir ilki yaşadık; yaşlı ve kendi halinde gibi görünen bir taksici tarafından dolandırıldık. Vietnam’daki ilk günümüzde, henüz Grab kullanma alışkanlığı kazanmamışken ve yorgunluktan artık inim inim inleme noktasına gelmişken önümüze çıkan ilk taksiye bindik. Gideceğimiz yere varıp da para ödeme faslına geçince taksici amcam kaşla göz arasında bizim verdiğimiz 200 bin Dongu cebindeki 2 bin Dong ile değiştirerek bizim ona bu parayı verdiğimizi ve hemen üstünü tamamlamamız gerektiğini, çok afedersiniz ama biraz da edepsizlik ederek bağırıp çağırma modunda söyledi. Biz de Yaprak Dökümü’ndeki Hayriye Hanım modunda ‘aman ağzımızın tadı kaçmasın’ diyerekten bir 200 bin Dong daha ödedik. İki katı para ödedik yani. Bu olaydan kabaca çıkarımım ise şöyle oldu; 1- Güneydoğu Asya’da hep Grab kullanın, 2- Mümkünse taksiciyle nakit muhabbetine girmeyin, kartla ödeme yapın, 3- Taksicilere bölük pörçük para vermeyin, bir kerede bütün para ile ödeme yapın. Çünkü parayı o kadar hızlı değiştiriyorlar ki anlamıyorsunuz bile.

Uzun lafın kısası indirin telefonunuza Grab uygulamasını, başka da hiçbir şeye bulaşmayın. 

Vietnam seyahati maliyetli mi??

Dünya’nın öteki ucuna gidiyorsunuz sonuçta, elbette bir maliyeti olacak. Ama şunu söyleyebilirim ki; benim kendi içimde oluşturmuş olduğum alınan hizmetin kalitesi, gezilen yerlerin doyuruculuğu, yeme içme çeşitliliği ve bunların fiyat performansı indexinde Vietnam ve Kamboçya’nın bir numaraya yerleştiklerini söyleyebilirim. Gerçekten de kaliteli bir hizmet alıyorsunuz ve bunun karşılığında nispeten az ödüyorsunuz. Türkiye’de beş yıldızlı bir otelde 4-5 gün için ödeyeceğiniz fiyatla Vietnam’a gider dönerisiniz öyle söyleyeyim. 

Vietnam’da gezilecek yerler??

Vietnam turistik açıdan çok dolu bir ülke. Kuzeyinden güneyine gezilecek çok fazla yer var. Eğer sırt çantalı gezginlerdenseniz, vaktiniz bolsa 1 ayda ancak yavaş yavaş gezersiniz. Ama bizim gibi 1 haftalık kısıtlı bir zamanınız varsa, o zaman bana göre ilk görülecek yerler; Ho Chi Minh City, Hanoi ve Da Nang. Daha uzun vaktiniz varsa bu seyahate Sa Pa, Ninh Binh, Hue, Hoi An gibi noktalar da eklenebilir.

Vietnam’da 1 haftalık sürede uygulanacak en verimli rotalar şunlar olabilir;

  1. Ho Chi Minh-Da Nang-Hue-Kamboçya’dan Siem Reap.
  2. Hanoi-Ha Long Bay-Sa Pa-Ninh Binh.
  3. Ya da son seçenek olarak bizim gibi kuzey güney demeden bağımsız takılabilirsiniz. Biz seyahatimizi 3 gün Ho Chi Minh, 3 gün Hanoi, 2 gün de Siem Reap olacak şekilde planladık. Bol uçaklı, havalimanlı bir seyahatti. Ancak Vietnam’ın ana yapılarını ve Dünya’nın en önemli tapınak kompleksi olan Angkor Wat’ı görme imkanı bulduk. Biraz yorucu ancak inanılmaz doyurucu bir geziydi. Bu rotayı sizlere de tavsiye ederim.

Özetle;

  • Vietnam Güneydoğu Asya’da bulunan gerek mesafe gerekse kültür olarak bize hayli uzak bir ülke. Yeni kültürler ve yaşantılar keşfetmeye meraklıysanız Vietnam mutlaka görülmeli.
  • Vietnam deyince aklınıza derme çatma, yıkık dökük bir ülke gelmesin. Türkiye’den farkı yok. Her şeye kolaylıkla ulaşabileceğiniz kocaman gelişmiş şehirleri var.
  • Vietnam son derece turistik bir ülke ve insanların en önemli geçim kaynağı turizm. Vietnam’da doğru düzgün otel, restoran bulur muyum diye düşünmeyin sakın. Her şeyin en güzeli, en lüksü ve hizmet kalitesinin de en iyisi mevcut.
  • Çevresindeki ülkelere özellikle de komşusu Tayland’a göre çok daha ucuz bir tatil seçeneği sunuyor.
  • Saati bizden 4 saat ilerde. Prizlerimiz aynı.
  • Para birimi Vietnam Dong’u. Ama her yerde Amerikan Doları geçiyor. Eğer yanınızda bol bol 5-10 ve 20 dolar bulundurursanız tatilinizi rahatlıkla geçirebilirsiniz.
  • Vietnam gayet güvenli bir ülke, rahatlıkla tek başınıza gezebilirsiniz.
  • Toplu taşıma diye bir olay yok. Şehir içi ulaşım için Grab uygulaması hayat kurtarıcı.
  • Trafik tek kelime ile felaket. Karşıdan karşıya geçerken aman dikkat!!!
  • Garip yemekleri var ancak her türlü dünya mutfağına da kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Aç kalmazsınız..
  • Gitmeden Vietnam’ın yakın tarihi, özellikle de Vietnam Savaşı ile ilgili bir şeyler okuyun.
  • Vietnam’a gidiş zamanınızı iyi ayarlayın. Sıcaklık ve nemin yüksek olduğu sezonda gitmek gezinize engel oluşturabilir.
  • Söylenildiği gibi Vietnam’da orijinal Colombia ya da North Face ürünleri ucuza bulunmuyor. Ucuz olanların hepsi kalitesiz çakma ürünler.
  • Son olarak Vietnam’a kadar gitmişken çok yakınınızda bulunan Kamboçya’ya geçip Siem Reap’taki Angkor Wat’ı görmenizi şiddetle öneririm. Yani mümkünse seyahatinizi Vietnam+Kamboçya olarak planlayın.

Vietnam yazım çok uzadığı için okurken sıkılmamanız adına Ho Chi Minh ve Hanoi gezi yazımı ayırmaya karar verdim.

Vietnam seyahatimizin bir parçası olan Kamboçya ve Siem Reap-Angkor Wat yazılarıma üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

“Vietnam Gezi Rehberi: Genel Bilgiler, Vize, Ulaşım ve Maliyet” için 8 yorum

  1. Merhaba, bu harika yazi için çok teşekkürler. Vietnam için çok az Türkçe kaynak var. Genel olarak ülkeye dair yazdığınız bilgiler beni bu seyahata daha da cesaretlendirdi. Nisan ortası 2 küçük çocukla tam 15 günlük bir seyahat bizi bekliyor.

    Beğen

  2. merhaba, bizde 7 yasindaki oglumla Vietnam’a gitmek istiyoruz. Makarna hamburger tarzi yiyecekler kolay bilabilirmiyiz☺️Beni yemek konusu tedirgin ediyor

    Beğen

    1. Merak etmeyin hiç bir sıkıntı yaşamazsınız. En kötü hiç birşey bulamazsanız grab den taksinizi çağırır en yakın fast food a atarsınız kendinizi. Keyfini çıkarmaya bakın.

      Beğen

  3. Şu ana kadar okuduğum en güzel blog yazısıydı sanırım , gerekli bilgiler laf dolandırmadan keyifle verilmiş. Elinize emeğinize sağlık, biz malesef temmuz 15-ağustos 15 arası süreçte o bölgede olacağız mevsim özellikleri biraz tedirgin ediyor ama sel vs oluyor mu hiç bilginiz var mı bu konuda genelde aklı selim insanlar o dönem Çinhindi bölgesine gitmediğinden güvenilir bir bilgiye denk gelemdeim

    Beğen

    1. Merhabalar, yazımı beğenmenize çok sevindim. Temmuz-Ağustos Vietnam için ideal dönemler değil. Özellikle kuzeydeki Ha Long Bay turları, ya da güneydeki Mekong deltası turu hava şartlarından dolayı iptal olabilir ya da çok nemli geçebilir. Bu dönemde musonun daha geç başladığı orta Vietnam şehirleri Hue ve Da Nang gibi şehirler tercih edilebilir. Sel olayı ben denk gelmedim ya da duymadım ama muson bu belli de olmaz 😜 Seyahat için ideal olmayan bir dönem seçmemişsiniz belki ama Vietnam’ın en turist yoğunluğu en az, otel ve tur fiyatlarının en düşük ve en yeşil dönemine denk geliyorsunuz. İyi gezmeler..

      Beğen

Yorum bırakın