Dünya’da birçok yeri gezmemize rağmen Uzakdoğuya, özellikle de Tayland’a henüz adım atmamış olmak içimizde kanayan bir yara halini almıştı. Çünkü çevremizde gezip tozmayla hiç alakası olmayan insanların bile en az bir kez gidip gördüğü ve döndüklerinde de anlata anlata bitiremedikleri bir yerdi Tayland. Uzun zamandır aklımızda olmasına ve deli gibi de merak etmemize rağmen bir türlü fırsatını bulup gidemiyorduk. Ancak bu sene niyeti fena bozmuştuk, Uzakdoğu’ya ya gidecektik ya gidecektik, işte o kadar. Uzunca bir süre uygun uçak bileti bulabilmek için pusuya yattıktan sonra nihayetinde kovaladığımız fırsatı yakaladık Uzakdoğu’ya 1 haftalık harika bir tatil ayarladık. Tatilimizi 3 gün Bangkok, 3 gün Phuket, 1 gün de Singapur olacak şekilde böldük.

Tayland hakkındaki hassasiyetimiz boşuna değil. Çünkü Tayland, turizm adına ne ararsanız fazlasıyla bulabileceğiniz bir yer. Bir kere Tayland’ın dünyaca ünlü el değmemiş tropikal adaları, sahilleri var. Anlatıla anlatıla bitirilemeyen bir gece hayatı var. Budist inancından dolayı bize çok farklı gelen bir kültürü ve muhteşem tapınakları var. Bana çok hitap etmese de dünyaca ünlü bir mutfağı var. Neredeyse her köşe başında sudan ucuz fiyatlara saatlerce masaj yaptırabileceğiniz masaj salonları var. Alışveriş meraklıları için kocaman AVM’leri var. Kısacası yeterli vaktiniz ve biraz da paranız varsa Tayland’da yapamayacağınız şey yok diyebiliriz.
Uzakdoğu kültürü bizim yabancısı olduğumuz bir kültür. Bu nedenle gidenlerin aklında ister istemez soru işaretleri oluyor. Akıllardaki sorulara biraz cevap olabilmek, endişeleri giderebilmek için Tayland ile ilgili genel bilgilerin olduğu bu yazıyı yazmak istedim. Bu yazımı okuduktan sonra Buraya tıklayarak Bangkok gezisini anlattığım yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Tayland, Güneydoğu Asya’da bulunan 70 milyon nüfuslu bir ülke. Parlamenter Monarşi ile yönetiliyor. Doğuda Kamboçya, kuzeyde Laos, Myanmar, güneyde Tayland Körfezi, batıda ise Andaman Denizi bunuluyor. Tayland’ı diğer güneydoğu asya devletlerinden ayıran en önemli özelliği ise; batılı devletler tarafından bu bölgede sömürge haline getirilemeyen tek ülke olması. Kendisi olmasa da dört bir yanı ingiliz sömürgesi olduğundan Tayland da bazı konularda onlara ayak uydurmak zorunda kalmış. Ülkede trafiğin soldan akması bu yüzden.

Bugün Tayland Krallığı’nın bulunduğu topraklarda 6.yy’da Dvaravati Krallığı, 8.yy’da Srivijaya Krallığı, 9.yy’da ise Khamer İmparatorluğu hüküm sürmüş. 10.yy’a gelindiğinde Güney Çin’deki Tay’lar bu topraklara göç etmişler ve 12.yy’da baskın nüfus haline gelmişler. 13.yy’da Khamer İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla küçük Tay şehir devletleri ortaya çıkmış. 1238 yılında Sukhothai Krallığı kurulmuş ki bu krallık ilk önemli Siyam devleti olarak kabul ediliyor. Sonrasında yüzyıllar boyunca hükümdarlar, başkentler değişip durmuş ancak Tayland Krallığı günümüze kadar gelmeyi başarmış. Bugünkü Tayland Krallığı’nın yönetimini elinde bulunduran Çakri Hanedanı’nın başlangıcı ise 1782 yılında kurulan Rattanakosin Krallığı’na dayanıyor.

Ülke 1932 yılında Anayasal Monarşi ile yönetime geçmiş. 1939 yılında ise Siyam olan ülkenin adı Tayland olarak değiştirilmiş. 1946 yılında tahta çıkan
Bhumibol Adulyadej tam 70 yıl boyunca tahtta kalarak Dünya’nın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı ünvanını almış. 2016 yılında vefat edince ülkede 1 yıllık yas ilan edilmiş. Yerine ise oğlu Maha Vajiralongkorn geçmiş. Aslında Vajiralongkorn’un yabancısı değiliz. Hatırlarsanız daha önce Münih’e giderken garip bir kıyafetle askerlerini selamlamıştı ve çok eleştirilmişti. Yine zaman zaman tuhaf hareketleri ile gündeme gelmeye devam ediyor. Tuhaf bir karakter kendisi ama gelin görün ki Tay halkı krallarını çok seviyor. Bangkok’un bir çok yerinde etrafına sunaklar yerleştirilmiş kralın fotoğrafından oluşan anıtlar bulunuyor. Tayland’da kral hakkında konuşmamaya özen gösterin, bu konuda çok hassaslar.

Başkenti Bangkok. 70 milyon olan Tayland nüfusunun 8 milyonu başkentte yaşıyor. Bangkok’un Tayca resmi adı 166 harften oluşan şaka gibi birşey. Hatta üşenmeyip yazayım; Krung Thep Mahanakhon Amon Rattanakosin Mahinthara Yuthaya Mahadilok Phop Noppharat Ratchathani Burirom Udomratchaniwet Mahasathan Amon Piman Awatan Sathit Sakkathattiya Witsanukam Prasit. Halk içinde ‘Melekler Şehri’ olarak biliniyor. Dünya’nın en turistik şehirlerinden biri. Bangkok, Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından Dünya’nın en sıcak ve nemli büyük şehri seçilmiş. Bu kötü ünvandan çıkaracağımız bir şey varsa o da şu; gittiğimiz tarihi çok ama çok iyi seçmeliyiz. Yoksa sıcakla çetin bir imtihana girebiliriz.

Tayland’ın para birimi Baht. Giderken yanınızda USD ya da Euro götürürseniz hemen her yerde kolaylıkla exchange yapabilirsiniz. Yalnız havaalanında kuru biraz daha yüksek tutuyorlar. Bu yüzden biz havaalanından merkeze gidebilecek kadar baht alıp gerisini merkezde çevirdik. Bangkok’da ve Phuket’te neredeyse her köşe başında exchange office bulunduğundan istediğiniz zaman istediğiniz miktarda çevrim yapabilirsiniz.

Taylandlılar nasıl??
Taylar Dünya’nın en güler yüzlü halkı olarak biliniyorlar ki bence de öyleler. Turizm en önemli geçim kaynaklarından olduğu için turiste çok alışkınlar ve hizmette memnuniyet sağlamak en büyük öncelikleri. Size neyi nasıl pazarlamaları gerektiğini çok iyi biliyorlar. Bu konuda o kadar yetenekliler ki bir bakmışsınız hiç ihtiyacınız olmayan alakasız bir şeyi 2-3 tane alıp çantanıza atmışsınız bile. Mesela biz Phuket’te tekne turuna çıkmadan hemen önce tur şirketinin süper yetenekli bir amca ile tanıtımını yapmış olduğu deniz çoraplarından hiç ihtiyacımız olmamasına rağmen 2 çift aldık. Aynısını Türkiye’den alıp getirmeme rağmen amcam öyle bir tanıtım yaptı ki sanki o sattığı şeyi almazsak tatilimiz rezil olacak ve inanılmaz derin bir pişmanlığın içinde kaybolacakmışız gibi bir hissiyat oluşturdu bizde. Öyle heyecan yaptık ki fiyatına bile bakmadan aldık. Sonrada baktığımda aynı ürünün Türkiye’de daha ucuz olduğunu farkettim. Ama güzel olan şu ki turiste bir şeyler satmak isterken Hindistan’daki satıcılar gibi size yapışıp kalmıyorlar. En ufak bir rahatsızlık duymuyorsunuz, oldukça nazikler. Tayland seyahatimiz boyunca sinirli, asık suratlı, sevimsiz bir tane bile yerli görmedim.

Tayland’da Din??
Tayland’ın %90’ı Budist, %4-5’i Müslüman, çok az da Hristiyan ve Hindu bulunuyor. Aklınızda bulunsun Tayland seyahatiniz boyunca şu iki konu hakkında asla kimseyle tartışmayın, yorum bile yapmayın; Krallık ve Budizm. Bu iki konu Tay halkı için inanılmaz hassas. Krallarına, Buda’ya, Budizm’e inanılmaz bağlılar ve saygılılar, haliyle bizden de aynı saygıyı bekiyorlar. E biz de onların ülkesinde misafir olduğumuza göre mecbur onların kurallarına uyacağız.

‘Wat’ Tay dilinde ‘tapınak’ anlamına geliyor. Aslında bunlar sadece tapınak değil, içerisinde halk evi, okullar bulunduran büyük kompleksler. Tayland ise tam bir tapınak ülkesi. Ülke genelinde 30 bin civarında Wat bulunuyor. En ünlüleri ise Wat Phra Kaeo, Wat Pho, Wat Arun. Tapınaklara ayakkabılarınızı çıkararak girmek zorundasınız. Ayrıca kollarınızın, bacaklarınızın da örtülü olması gerekiyor. Bu nedenle tapınak gezisi yapacağınız gün uzun kollu, paçalı bir şeyler giyinmenizi, kısa giyinecekseniz de içeri girerken örtüneceğiniz bir şal ya da hırkayı yanınıza almanızı tavsiye ederim. Bazı tapınaklarda ayakkabılarınızı içine koyup taşımanız için poşet verip çıkışta da topluyorlar. Ama tapınaklar inanılmaz kalabalık olduğu için bence siz kendi poşetinizi çantanızda bulundurun.


Kısaca Budizm??
Nasıl Hindistan’ı anlamak için Hinduizm’i anlamak gerekiyorsa Tayland’ı anlamak için de biraz olsun Budizm’i bilmek gerekiyor. Budizm MÖ 563-483 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen, bizim Buddha olarak bildiğimiz Siddhartha Gautama tarafından kurulmuştur. Siddhartha aslında Kuzey Hindistan’da bir prensmiş. Uzunca bir süre sarayın dışına dahi adım atmadan büyük zenginlikler içerisinde yaşamış. İlk kez 29 yaşındayken yaşlı bir insanın acı çektiğini görmüş. Sonrasında saray dışına yaptığı gezintilerde hasta bir adam, çürümüş bir ceset ve çileci bir derviş görünce hayatın ızdırap içerdiğini farketmiş. Ve acıyı alt etmek, yaşamın özüne ulaşmak için çileci bir derviş olarak yaşamak üzere sarayından ayrılmaya karar vermiş. Başlangıçta çeşitli dervişlere katılarak onların çileci öğretilerini izlemiş. Ancak uzun süre açlık, kendi bedenine eziyet etme gibi yöntemlerini doğru bulmamış. Uzun arayışlar ve meditasyonlar sonrasında ‘Orta Yol’ olarak bilinen bir yaşam şekli geliştirmiş. Söylenene göre Siddhartha 35 yaşındayken bir incir ağacının altında 49 günlük bir meditasyondan sonra aydınlanmaya ulaşmış ve o günden sonra Sanskritçede ‘uyanmış, bilinçlenmiş’ anlamına gelen Buddha adını almış. Aydınlanma sonrasında 80 yaşında ölene dek dolaşarak her yerde felsefesini anlatmış. Buddha’nın biraz efsane biraz gerçek, bilinen hayat hikayesi böyle.

Yani Budizm aslında bir din olarak değil bir felsefe olarak ortaya çıkmış. Bugün ise Budizm dünya üzerinde 500 milyonu aşkın inananı bulunan bir din. Budizmin Theravada, Mahayana, Vajrayana gibi kolları var. Tayland haklı daha geleneksel olarak kabul edilen Theravada kolundandır. İnananları tarafından ‘Eskilerin Yolu’ ve ‘Küçük Taşıt’ olarak isimlendiriliyor. Bu mezhepte Mahayana kolunun aksine tüm insanlığın değil, sadece manastır yaşamını seçmiş disiplinli az ve öz bir kitlenin aydınlanmaya ulaşabileceği söylenir. Yani tüm insanlıktan ziyade bireyin kurtuluşunu öncelik alır. Kamboçya, Laos, Myanmar, Sri Lanka ve Tayland’da yaygın olan mezheptir.
Mahayana kolunda ise tüm insanlığın kurtuluşu amaçlanır. Nirvana’dan vazgeçip, kişisel kurtuluş yerine tüm insanlığa hizmet etmek büyük önem taşır. Theravada’nın aksine, kişinin Nirvana’ya ulaşması değil Bodhisattva olması nihai hedeftir. Buddha ve Bodhisattvalar tanrı mertebesinde kabul edilirler. İnananları tarafından ‘Büyük Taşıt’ olarak isimlendirilir. Çin, Japonya, Kore, Orta Asya, Tayvan, Tibet ve Vietnam’da yaygındır.

Budizm derinliği olan bir felsefe olduğundan öğretilerini ve prensiplerini anlatmaya sayfalar yetmez ancak Tayland’ı anlayacak kadar temel bir iki bilgi vermek istedim. Tayland seyahatinizde etrafınızda turuncu renkli giysileri ile çok sayıda budist rahip göreceksiniz. Genelde fotoğraf çekilmesine ses etmiyorlar ama bize her ne kadar ilginç gelse de karşınızdaki insanın inancı gereği bu şekilde giyindiğini unutmayıp saygısızca hareketlerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Mesela yanlarına gittiğinizde rahiplere sarılmaya kolunuzu omuzlarına atmaya falan kalkmayın, büyük saygısızlık olarak görüyorlar. En iyisi fotoğraf video falan çekecekseniz çaktırmadan yapın bu işi, strese girmeye gerek yok. Aklıma gelmişken şunu da söyleyeyim; Budizm’e göre baş ruhun oturduğu yer olduğu için vücudun en kutsal yeri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle Tayland’da çocukların başının falan okşanması hiç hoş kabul edilmiyor.

Tayland’da dil sorunu yaşanır mı??
Tayland’ın resmi dili Tayca. Tay alfabesi tek kelimesini bile anlayamayacağımız garip bir alfabe ama bu durum gözünüzü korkutmasın çünkü tabelaların hepsinde ingilizce açıklamalar mevcut. Ayrıca aksanları garip gelse de ülkede hemen herkes anlaşabileceğiniz kadar ingilizce biliyor. Sonuçta Dünya’nın en turistik ülkesindesiniz. Burada da dil problemi yaşayacak değilsiniz.
Tayland güvenli mi??
Tayland genel olarak tek başına gidilebilecek güvenli bir ülke ama siz yine de kalabalık yerlerde gezerken çantanıza dikkat edin. Ama Tayland güvenlik açısından sorun yaşayabileceğiniz bir ülke değil.

Tayland’da şehiriçi ulaşım?? ve Grab Uygulaması??
Tayland’da ulaşımda metro, tuk tuk ve taksileri rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ülkenin her yeri tuk tuk ve taksi kaynıyor, bulmakta zorluk çekmezsiniz. Ama buna bile gerek yok çünkü Güneydoğu Asya ülkelerinde kullanabileceğiniz Grab adında harika bir uygulama var. Bu uygulama Singapur, Kamboçya, Vietnam, Endonezya, Tayland, Myanmar, Filipinler gibi ülkelerde kullanılan bir taksi çağırma uygulamasıdır. Güneydoğu Asya’nın Uber’i diyebiliriz. Kullanması inanılmaz kolay ve keyifli bir uygulama. Uygulamayı telefonunuza yüklüyorsunuz. Taksi çağırmak istediğinizde uygulama konumunuzu görüyor zaten. Siz bu konumdan nereye gitmek istediğinizi yazıyorsunuz. Sonrasında sizin bulunduğunuz yere yakın bir taksici size fiyat yolluyor. Eğer kabul ediyorsanız uygulama sisteme kayıtlı kartınızdan parayı çekiyor, taksi de bir iki dakika içerisinde hemen önünüze geliyor. Taksi şöförü ile dil problemiydi, taksimetreydi, pazarlıktı hiçbiri yok, tertemiz. Biniyorsunuz, gitmek istediğiniz yere gelince de iniyorsunuz. Üstelik serbest çalışan taksi ve tuk tuklara göre çok da ucuz. Yalnız sahte Grabcilere dikkat edin. Elinde telefonla Grab görselini indirip ben Grabciyim diye yanınıza yaklaşanlara itibar etmeyin. Uygulamadan size yöneltilen aracı bekleyin, kimseyle taksi muhabbetine girmeyin.
Bu arada tuk tuk ve taksileri kullanmadan önce pazarlık edip fiyatı baştan bağlamayı ihmal etmeyin sakın.
Tayland’a ne zaman gitmeli??
Tayland tropikal iklim kuşağında olduğundan yıllık ortalama sıcaklık 28-29 derecelerde seyrediyor. Yani aslında teorik olarak yılın her döneminde seyahat edilebilir gibi duruyor. Ancak Tayland Mart-Haziran arası aşırı sıcak ve nemli, Temmuz-Ekim arası ise aşırı yağışlı oluyor. Havanın serin, yağışın az olduğu, seyahate en elverişli dönem ise bizde kış mevsiminin yaşandığı Kasım-Mart arası dönem.
Nisan-Haziran ve Eylül-Ekim arası dönem ise sıcak ancak yağışların az olduğu bir dönem. Mecbur kalınırsa tercih edilebilir ancak dediğim gibi aşırı sıcak ve nem gezmenize engel olabilir. Bu konuda risk almamak en iyisi.

Tayland vize istiyor mu??
Bütün bunların dışında bizim için güzel olan bir şey daha var ki o da Tayland’ın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından vize istememesi. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken bir husus var; eğer Tayland’a havalimanından giriş yaptıysanız 30 gün, Vietnam, Kamboçya, Laos gibi çevre ülkelerden karayolu ile giriş yaptıysanız 15 gün serbest dolaşım hakkınız var. Tayland’a girerken uçakta dağıtılan bu belgeyi doldurmanız gerekiyor. Bu belgenin bir kısmını gümrük görevlisi alıyor. Size verilen bölümü sakın kaybetmeyin çünkü seyahatiniz boyunca yanınızda taşımanız gerekiyor. Yine ülkeden çıkarken de bazı gümrük memurları belgeyi görmek isteyebiliyorlar.
THY ile Tayland’a (Bangkok ve Phuket’e) direkt uçabilirsiniz. Doların ve Euronun alıp başını gittiği şu günlerde maalesef uygun fiyatlı uçak bileti bulmak çok zor. Ancak bilet bakarken Emirates ve Qatar Airways seçeneklerini de değerlendirmenizi öneririm. Bu şirketler çoğu zaman THY’den daha uygun fiyat veriyorlar.

Tayland’da yeme-içme sorun mu??
Sıra geldi benim en zayıf olduğum noktaya; Thai Mutfağına. Daha önceki yazılarımda da defalarca söylemişimdir. Bir gezgin olarak iyiyim hoşum ama maalesef yeni lezzetlere bir türlü açık olamıyorum. Hele gittiğim yerin mutfağı deniz ürünleri ağırlıklıysa durum daha da sıkıntılı bir hal alıyor benim için. Benim bu uyuzluğum bir tarafa Thai Mutfağı Dünya’nın en sevilen mutfaklarından biri. Thai Mutfağına yönelik çok ciddi deneyimlerim olmadı ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki her türlü yemekte inanılmaz bir soya tadı var. Mesela Bangkok’daki ilk günümüzde çok ünlü bir İtalyan restoranına gidip klasik İtalyan pizzası ve spagettisi söyledik. Ancak o kadar yoğun bir soya tadı vardı ki yiyemedik.
Tayland’da ayrıca sokak lezzetleri ve her türlü tropikal meyve de çok meşhur. Sokak lezzetleri Tayland için tam anlamıyla bir kültür. Sokaklarda belli bir bölgede değil, aklınıza gelen her yerde sıra sıra seyyar tezgahlarda yiyecekler satılıyor. Sokak lezzetlerinin bu kadar yaygın olmasının nedeni Tayların evde yemek yeme kültürlerinin olmaması. Hatta daha ilginç bir şey söyleyeyim; evlerin bir çoğunda mutfak bile yokmuş. Tezgahların çoğu hijyenik görünmüyordu açıkçası. Ama haklarını yemeyeyim çok temiz yapan güzel tezgahlar da vardı. Yalnız bu sokak tatlarının kokusu bildiğiniz Tayland’ın üzerine sinmiş. Uçaktan iner inmez, sıcak ve nemli havanın da etkisiyle yüzünüze inanılmaz bir baharat ve kızartma kokusu çarpıyor. Bir de şu şişe dizilmiş akrep, böcek meseleleri var. Evet özellikle turistlerin yoğun oldukları yerlerde inci gibi şişe dizilmiş akrepler, yılanlar, çıyanlar içeren seyyar tezgahlar var. Biz de görünce sanıyoruz ki yerel halk bunları yiyor. Ama ben Tayland’da geçirdiğim 8 gün boyunca bu saçma şeyleri yiyen bir yerel görmedim. Bu tezgahlar daha çok ufak bir bahşiş karşılığında bu şişleri ağızlarına sokarak poz veren turistler için. Tabi bu esnada hızını alamayıp gerçekten yiyen turist arkadaşlar da oluyor. Son olarak her türlü tropikal meyve candır. Ben bile her türlüsünü döne döne yedim düşünün artık.



Son olarak şunu söyleyebilirim ki Tayland aç kalacağınız bir yer değil. Türkiye’den valizinize stok yapmanıza gerek yok. Çok turistik bir ülke olduğu için illa ki damak tadınıza uygun bir şeyler bulabiliyorsunuz.
Tayland’da Gece Hayatı??
Tayland Dünya’daki seks turizminin merkezidir desek çok da yanlış olmaz herhalde. Sabahtan beri Tayland’ın tarihinden, kültüründen, tapınaklarından, macera dolu aktivitelerinden bahsedip durduk ama bunları es geçip sadece gece hayatı ve seks için Tayland’a giden bir çok turist var. Anlayacağınız seks Tayland’da bir tabu değil, aksine turizmin en önemli ayaklarından biri. Tayland’da özellikle 3 şehir gece hayatında ön planda; Bangkok, Pattaya ve Phuket. Bangkok’da Nana Plaza, Khao San Road ve Soi Cowboy, Pattaya’da Walking Street, Phuket’te ise Bangla Street gece hayatının kalbi olan yerler. Tayland’da Gogo Barlar ve buradaki showlar çok meşhur. Gogo Barlar, Thaili kadınların cinsel organlarından pinpon topu, jilet gibi tuhaf şeyler çıkardıkları, seyircileri ile interaktif bir şekilde çeşitli cinsel oyunların oynandığı barlar. Tayland’da inanılmaz popülerler. Az önce bahsettiğim gece hayatının yoğun olduğu yerlerde yürürken her adımınızda elinde minik bir pankartla birileri yanınıza yaklaşıp sizi tanıtımını yaptığı Gogo Bar’a davet ediyor. Genellikle belli bir fiyat veriyorlar ve bu fiyata 1-2 içecek de dahil oluyor. Eğer bu tür cinselliğin ön planda olduğu mekanlara karşı değilseniz, farklı şeyler deneyerek tatilinizi renklendirmeyi seviyorsanız bence deneyebilirsiniz.

Tayland’da Masaj??
Tayland tatilinin en güzel yanı ne biliyor musunuz?? Sınırsız masaj. Türkiye’deki spalarda masaj fiyatları malum. 30 dakikalık klasik bir masaj için neredeyse bir asgari ücret istiyorlar. Ama Tayland bu işin merkezi, cenneti. Tayland’da en zevk aldığımız şey gezerken yorulduğumuzu hissettiğimiz anda güzel bir salona girip masaj yaptırmak, sonrasında da gezimize devam etmekti. İnanın bu her şeye değiyor, bütün yorgunluğunuzu alıp götürüyor. Tayland’da neredeyse her köşe başı masaj salonu. Tayland her daim turist ile dolup taştığından bazı masaj salonlarının önünde kuyruk oluyor. Bazı lüks salonlar da randevusuz müşteri kabul etmiyor. Yine bazı masaj salonları ‘mutlu sonla’ bitenlerden, özellikle aradığınız şey bu değilse bu tür yerlerde uzak durmanızı tavsiye ederim.
Tayland’da masajın her türlüsünü bulabilirsiniz. Ama tabii ki en meşhur olanları; Thai masajı ve işlek bir caddenin ortasında elinizde soğuk içeceğinizle sandalyenize kurulup yaptırdığınız ayak masajı. Dediğim gibi çok fazla masaj salonu seçeneğiniz var ancak Thai Masaji için size önerebileceğim en iyi yer; Wat Pho tapınağının içerisindeki masaj okulu. Burası en eski ve köklü masaj okullarından biri. Bazen kapısının önünde sıra olabiliyor. İçeride sıra sıra dizili yataklar var. Gayet de temiz bir yer. İçeri girer girmez yaptırmak istediğiniz masajı seçip uzanıyorsunuz. Masaj bitince de size bir çay ikram ediyorlar. Bizim gittiğimiz dönemde 30 dk thai masajı 260 baht, 1 saatlik thai masajı 420 baht, 30 dk lık ayak masajı 280 baht, 1 saatlik ayak masajı 420 bahttı. Tabii bu zaman zarfında para birimimiz bir hayli değer kaybetti ancak buna rağmen Tayland’da masaj hala daha çok uyguna geliyor.
Ayak masajı için özellikle Bangkok’da çok ünlü bir iki salon gördüm. Biz daha çok Khao San Road’daki Charlie‘yi tercih ettik. Çok işlek bir cadde ve bu caddenin etrafına dizilmiş şezlonglar düşünün. İşte içeceğinizi de alıp buraya uzanıyorsunuz ve manzara eşliğinde ayak masajınızı yaptırıyorsunuz. Burası daha çok ayak masajı ile ünlü gibi görünse de aslında her türlü masaj var. Yarım saatlik ayak masajı 150 baht, 1 saatlik ayak masajı ise 250 baht. Bu fiyatlara aldığınız içecek dahil değil.

Tayland’da Alışveriş??
Son olarak Tayland’da işinize çok yarayacağını düşündüğüm bir altın kuraldan bahsetmek istiyorum; pazarlık. Zaten biz Türkler pazarlık etme konusunda kendini gayet iyi geliştirmiş bir milletiz. Tayland bu konuda bütün hünerinizi göstereceğiniz yer olmalı. Evet Tayland’da pazarlık olmazsa olmazımız. Bu durum özellikle alışverişte ve taksilerde geçerli. Tayland’da hemen hiçbir taksici taksimetre açmaya yanaşmıyor, gideceğiniz yeri öğrenip kafalarına göre bir fiyat veriyorlar. Siz taksiye binmeden taksimetre açmaları konusunda ısrarcı olun, hatta birkaç taksiciye sorun. Taksimetre açanı illa ki buluyorsunuz. Ama ısrarlarınıza rağmen taksimetre açtıramıyorsanız o zaman fiyat konusunda sıkı bir pazarlığa girişin. Bu arada Tayland’da geçtiğiniz ücretli otoyolların ücretlerini de siz ödüyorsunuz. Genellikle bu yolları kullanmadan önce taksiciler sizi bilgilendiriyorlar. Az önce dediğim gibi pazarlık olayı alışveriş için de geçerli. İyi bir performansla fiyatı yarı yarıya indirebilirsiniz.
Tayland hakkında başlangıç bilgilerimizi aldığımıza göre artık gezmeye başlayabiliriz. Tayland’ın hatta belki de Dünya’nın en turistik şehirleri olan Bangkok ve Phuket gezilerimizle ilgili ayrıntılı yazılarım için lütfen üzerlerini tıklayın. Başka bir destinasyonda görüşmek üzere…

“Tayland Gezi Rehberi: Tarihi, Kültürü ve Dikkat Edilmesi Gerekenler” için 2 yorum