Oslo ile başlayan Norveç maceramızın ikinci ve en heyecanlı kısmına geldik sonunda. Bu bölümde Bergen ve Norveç’in dünyaca ünlü fiyortlarını keşfedeceğiz. Bergen, Norveç seyahatinde önemli bir nokta. Çünkü Norveç’in en ünlü ve en güzel fiyortları bu şehrin etrafında bulunuyor. Dolayısıyla hazırlayacağınız fiyort gezi planında Bergen’i merkez olarak seçmeniz gerekiyor. Neyse Fiyort meselesini yazımın ikinci kısmında daha detaylı anlatacağım. Şimdi Biraz Bergen’den bahsedelim..

Bergen Oslo’dan sonra Norveç’in 2. büyük kenti. Nüfusu 270 bin civarında. Norveç’in ikinci büyük kenti dedik ama aklınıza öyle kocaman bir metropol gelmesin. Hani kuzey ülkeleri denince gözümüzün önüne gelen şirin balıkçı kasabaları, dik çatılı İskandinav evleri vardır ya Bergen işte tam da bunları görebileceğiniz, yüksek doz İskandinav kültürüne maruz kalacağınız bir yer. Bergen hem bu özelliğinden hem de fiyort turları için gelen Cruise gemilerinin uğrak noktası olduğundan bolca turist alan bir şehir.

Bergen’e nasıl gidilir??
Maalesef Türkiye’den Bergen’e direkt uçuş yok. Bergen’e havayolu ile ulaşmak istiyorsanız Oslo’dan aktarma yapmak zorundasınız. Ancak bu noktada bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Norveç’in anlata anlata bitiremeyeceğim o muhteşem doğasını daha iyi görebilmek için Bergen’e ya Oslo’dan araç kiralayarak karayolu ile ya da en güzeli tren ile gidin.
Oslo-Bergen arası yaklaşık 470 km, araba ile 7 saatlik bir yol. Çok da özelliği olmayan orta halli bir aracın günlük kirası ise 100-120 dolar civarı. Araba seçeneği bir kenarda dursun ancak şunu söylemeliyim ki Oslo-Bergen arasının esas olayı tren. Bu yol National Geographic tarafından dünyanın en güzel 10 tren yolu rotasından biri seçilmiş. Bu yolculuğu mümkünse gündüz gözüyle yapın çünkü bu muhteşem manzaraları başka yerde kolay kolay bulamazsınız (gerçi yaz aylarında hava tam olarak kararmadığı için pek sıkıntı olmuyor). Rota bu kadar ünlü olunca bilet bulmak da zorlaşıyor haliyle. Özellikle de turistik sezonda gidiyorsanız biletinizi en az 1 ay öncesinden burayı tıklayarak online olarak almanızı öneririm, aksi takdirde bilet bulmanız mümkün değil. Oslo-Bergen tek yön tren bileti 1500-2000 NOK civarında.
Biz ise Bergen’e Oslo’dan uçakla geçip, havalimanında araç kiraladık. Oslo’dan Bergen’e SAS ve Norwegian Airlines’ın neredeyse günün her saatinde bolca uçuşu mevcut. Erken davranırsanız uygun fiyata uçak bileti bulabilirsiniz. Yolculuk süresi 40 dk. civarı.

Havaalanı-Merkez Ulaşımı??
Bergen Havalimanından şehir merkezine ulaşımın en ucuz yolu Bybanen de denilen raylı sistem. Tek kişi için bilet fiyatı 47 NOK, yaklaşık 45 dakikada şehir merkezindesiniz.
Diğer bir seçenek Airport Express Bus yani Flybussen. Bu otobüsler terminalin hemen dışında Platform 5’ten kalkıyor. tek kişi için bilet fiyatı 150-160 NOK civarında ancak bileti otobüsün içinden alırsanız 20 NOK daha fazla ödüyorsunuz. Yolculuk süresi yaklaşık 30 dk.
Merkeze taksi ile gitmek ise 500 NOK civarı bir şey tutuyor.
Konaklama??
Bergen’de konaklama çok pahalı. Bergen merkezde uygun bir yer bulup konaklayaydınız iyiydi diyeceğim ama sanki pek mümkün değil gibi görünüyor.
Bizim arabamız olduğundan şehrin biraz dışında bir otel seçtik. Ayrıca bu sefer hiç yapmadığımız bir şey yapıp hostel tarzı, ortak tuvalet banyo kullanımı olan bir yerde konakladık. Zamanında asla bu tarz yerlerde konaklamam diyerek büyük konuşmuşum sanırım, ne diyelim parasızlığın gözü kör olsun. Konakladığımız yer Bergen Hostel Montana. Otel için ödediğiniz fiyata otopark ve kahvaltı dahil ancak nevresim takımı ve havlu dahil değil. Eğer bunları almak istiyorsanız resepsiyonda kişi başı 35 NOK daha ödemeniz gerekiyor. Otel daha çok sırt çantalı gezginlerin, öğrenci gruplarının kaldığı bir yer. Ayrıca harika manzaralı bir terası da var. Sabah kahvaltı saatine kalamayacaksanız resepsiyona söylediğinizde kahvaltınızı paket yapıp size veriyorlar. Ortak tuvalet banyo meselesinde gelince, çok kötüydü diyemem, en azından tolere edilebilecek düzeydeydi. Ama olmasa daha iyi olurdu sanki.

Bergen’e ne zaman gitmeli?? ve kaç gün ayırmalı??
Biz Bergen’e Haziran ayının sonunda gittik ve kelimenin tam anlamıyla donduk. Soğuk nasıl bir şeymiş Haziran sonunda gittiğim tatilde öğrendim ben. Gerçi bizim Türkiye’deki sıcak havaya aldanıp yanımıza çok fazla kalın kıyafet almamamızın da etkisi vardı tabii. Bergen’e gitme zamanının tartışılacak çok bir yanı yok aslında. Kuzey yarımkürede yazın yaşandığı ve Bergen’de gün ışığından en uzun süre faydalanabileceğiniz Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında ziyaret etmelisiniz. Ha fantezi yapıp kış aylarında gelmek isteyenlere saygı duyarım ancak gezdiğinizden bir şey anlar mısınız onu bilemem.
Bergen küçük bir şehir. Bergen’i gezmek için 1 gün yeterli. Burada seyahatinizin süresini belirleyecek olan şey Fiyortlara ne kadar zaman ayıracağınız. Bana sorarsanız klasik Fiyort rotası diyebileceğimiz Flam-Myrdal-Naeroyfyord rotası bu gezi için gayet yeterli. Ve bunu ağız tadıyla tamamlamak için de 2 güne ihtiyacınız var. Tabii Norveç’te çok fazla fiyort var ve doğaya da gerçekten doyum olmuyor ama bir noktadan sonra yeşillik, şelale, ahşap kulübeler falan artık her şey birbirinin aynısı gibi gelmeye başlıyor. Yani taa kuzey kutbuna kadar bütün fiyortları görmeye gerek yok gibi geldi bana. Son olarak Bergen Merkez için 1 gün, Flam ve fiyort için 2 gün bu gezi için yeterlidir diye düşünüyorum.
Bergen gezilecek yerler??
Bergen’de gezilecek yerler şu şekilde;
- Ulriken Tepesi
- Torgallmenningen Meydanı
- Fisketarget yani Balık Pazarı
- Bryggen Evleri
- Ve tabi ki Fyortlar..
Gezmeye başlamadan şunu söylemeliyim ki Bergen yürünerek gezilebilecek, küçük bir yer. Zaten doğanın güzelliğini, etrafın sakinliğini görünce hele bir de hava güzelse kendinizi dışarı atıp yürümek istiyorsunuz. Toplu taşımaya ihtiyaç duyacağınızı sanmıyorum. Yine de ihtiyaç duyarsanız şehir içi otobüslerle şehrin her yerine kolaylıkla ulaşım sağlayabileceğiniz de aklınızda bulunsun.

Otelimiz Ulriken’in hemen dibinde olduğundan gezmeye buradan başlıyoruz. Ulriken Tepesi Bergen’i çevreleyen yedi adet tepenin en yükseği. Az önce de dediğim gibi otelimize de çok yakın olduğundan yeşillikler içerisindeki yoldan yavaş yavaş yürüyerek çıkalım dedik. Ancak spor nedir, sağlıklı yaşam nedir bilmeyen bir çift olarak neyimize güvenip de böyle bir karar verdik onu hala anlamış değilim. Sanırım etraftaki sırt çantalı fit gezginleri görünce gaza geldik. Ama 5 dakikaya kalmadan boyumuzun ölçüsünü aldık. Kondisyon eksikliğinden ve alışkın olmadığımız kadar temiz havaya maruz kaldığımızdan vücudumuz ne yapacağını şaşırdı ve ayaklarımız tutmaz oldu. Tepeye daha 100 metre bile çıkamadan nefes nefese kalıp kendimizi ilk bulduğumuz bankın üzerine attık. Fotoğraflarımıza ise sanki Ulriken’e çıkmışız da oradan poz veriyormuşuz gibi bir hava kattık. Kıssadan hisse olarak şunu söyleyebilirim ki Ulriken’e yürüyerek çıkmak öyle çok da kolay değil haberiniz olsun. Ama buraya çıkmanın daha kolay ve daha turistik bir yolu var; Teleferik. Bu yolu kullanabilmeniz için şehir merkezinde balık pazarına yakın bir noktada bulunan Turist İnformation ofisinin köşesinden kalkan Ulriken Express Bus’e binmelisiniz. Bu otobüs Torgallmenningen 1A‘dan kalkıp sizi teleferiğe götürüyor. Sabah saat 09.00-18.30 arasında her 30 dk da bir otobüs var. Otobüs bileti tek yön için 65 NOK. Transfer+teleferik ücreti tek yön 230 NOK, çift yön 395 NOK. Eğer vaktiniz varsa teleferikle tepeye çıkıp yürüyerek inebilirsiniz. Bu arada tepede meşhur bir restoran da var ancak gitmeden buradan rezervasyon yaptırmanızda fayda var.


Ulriken’den sonra, daha doğrusu Ulriken’e çıkamayıp Ulriken’in yamacında ufak bir tur attıktan sonra merkezdeki bir otoparka içimiz acıyarak tonla para sayıp arabayı park ediyoruz. Avrupa’da her şehrin olduğu gibi Bergen’in de bir meydanı var; Torgallmenningen Meydanı. Norveç gibi über pahalı bir ülkenin en turistik şehrinin en merkezi meydanından alışveriş etmeyi düşünecek kadar çılgınsanız burası sizin yeriniz. Bildiğimiz markaların yanında Türkiye’de pek duymadığımız birçok Norveç markasının mağazası var burada. Çok da güzel ürünler var gerçekten. Ancak tahmin edebileceğiniz gibi herşey çok ama çok pahalı :((


Bergen’in ünlü Balık Pazarı(Fisketorget), Torgallmenningen’e yürüyerek 3-5 dk mesafede (Kabaca meydanın sonu Balık Pazarı’na çıkıyor diyebiliriz). Balık Pazarı şehrin tam göbeğinde bulunuyor. Aklınıza gelen her türlü deniz ürününü, burgerden çorbaya kadar geniş bir yelpazede bulabileceğiniz bir pazar. Burada birşeyler alıp ayaküstü yemek en büyük turistik aktivitelerden biri. Deneyen arkadaşlar özellikle Norveç somonu yemeden dönülmemesi gerektiğini üstüne basa basa söylese de denizden çıkan hiç bir şeyi sevmeyen, dünyanın en ünlü ve en pahalı somonuna bile Bangkok’da çöp şişe dizilmiş akrep muamelesi yaparak burun kıvıran ben tabii ki hiç bir şey denemedim. Yalnız sokağın ortasında ayaküstü alıp yiyorsunuz diye fiyatları ucuz sanmayın. Fiyatlar lüks bir restoran kadar pahalı.

Balık Pazarı, 1200’lerden bu yana tüccarlar ve balıkçılar için bir buluşma noktası olmuş. Günümüzde ise Bergen’e gelen turistlerin en önemli uğrak noktası.


Balık Pazarı’nın hemen karşısında rengarenk cepheleri ve dik çatıları ile yan yana dizilmiş ünlü Bryggen Evleri bulunuyor. Geçmişte Hansa Ticaret Birliği’ne ev sahipliği yaptığı için Hansa Evleri olarak da bilinen bu yapıların tarihi oldukça eskilere, taa 12-13. yy’lara dayanıyor. Bryggen Evleri zaman içerisinde bir çok yangın görmüş, harap olmuş. Ama her seferinde de orijinaline uygun olarak yenilenmiş. Evlerin önüne geldiğinizde bir iki fotoğraf çekip dönmeyin sakın. Çünkü Bryggen Evleri göründüğü kadar değil, aslında 62 evden oluşuyor(eskiden sayıları daha fazlaymış ancak günümüzde 62 adet kalmış). Evlerin arasından dalıp iç kısımları görmeniz gerekiyor. Şu anda bu binaların çoğu hediyelik eşya dükkanı olarak kullanılıyor ancak stüdyo, atölye, restoran olanları da var. Gerçekten de gezmesi çok eğlenceli, güzel bir yer. Bergen’de mutlaka görülecekler arasında.



Bergen’de gezdiğimiz yerler bu kadar. Aslında Bergen o kadar güzel bir şehir ki daha detaylı gezmek, yorulunca da elimde kahvemle rıhtımda oturup, başka bir gezegendeymişim hissi yaratan bu yemyeşil ve sakin şehrin tadını çıkarmak isterdim ama maalesef daha görülecek çok yer buna rağmen az vaktimiz var. Dolayısıyla Bergen’in etkisinden sıyrılıp Norveç’in asıl olayına gelelim; Fiyortlar.
Öncelikle şu sorunun cevabını verelim; Fiyortlar, Norveç gibi pahalı bir ülkede ayrıca masraf edip görülmeye değer mi?? Kesinlikle evet. Herhangi bir sebepten Norveç’te bulunuyorsanız, bu konu tartışmaya açık değil, zaten gidip göreceksiniz. Ancak Norveç çevresinde bir yerlerde bulunuyorsanız da zaman ayarlayıp fiyortları planınıza dahil etmenizi şiddetle öneririm. Dünya gözüyle gördüğünüz görebileceğiniz en güzel doğa oluşumlarından bahsediyorum. Fırsat varken kaçırmayın derim.

Peki fiyort nedir, nerelerde bulunur?? Fiyort, denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşan ve çoğunlukla iç kesimlere kadar sokulan; ince, uzun, genellike çok derin ve kenarları çok dik körfezdir. Dolayısıyla fiyort, buzulların yoğun bulunduğu İzlanda, Grönland, Alaska gibi kuzey ülkelerinde ama en çok da Norveç’te görülüyor.
Fiyordları nasıl gezersiniz??
Fiyortları gezmenin birden fazla yolu var. Öncelikle tur şirketlerini biraz araştıracak olursanız kocaman Cruise gemileri ile Norveç Fiyort turları satıldığını söreceksiniz. Bu turlar 5-6 geceden 20 geceye kadar farklı konaklama süreleri, yine sadece Norveç Fiyortları ya da tüm baltık ülkelerini içine alan değişik rotalar sunabiliyor. Turların avantajlı yanı şu; konaklama, yeme-içme ulaşım gibi hiçbir şeyi ayrıca düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Geminize biniyorsunuz, varacağınız yere geldiğinizde inip yine sizin için ayarlanmış şeyleri yapıyorsunuz. Eğer bu ayarlamalarla uğraşmayı sevmiyorsanız o zaman Cruise turlarını değerlendirmeye alabilirsiniz.

Fiyortları gezmenin en pratik ve en turistik yolu ise Norway in Nutshell. İnternette fiyortları araştırırken karşınıza bolca çıkacak olan Norway in Nutshell aslında bir tur paketi. Yalnız bu tur paketinin fiyatını görünce VIP araç eşliğinde bütün gün size tahsis edilmiş bir rehber falan beklemeyin (şaka yapmıyorum fiyatını gördüğünüzde böyle beklentiler içerisine girebilirsiniz çünkü), öyle bir durum söz konusu değil. Aslına bakarsanız Norway in Nutshell, Oslo-Bergen arasında (tam tersi de mevcut, yani Bergen-Oslo yönünde de gidebilirsiniz) otobüs, tren ve gemi yolculuklarını içeren kombine bir bilet paketi sunuyor size.

Klasik Norway in Nutshell turu şöyle; Oslo’dan trene binip yaklaşık 4,5-5 saatte Myrdal’a varıyorsunuz. Myrdal’da tren değiştirip ünlü Flamsbana treni ile Flam’a geliyorsunuz. Flam’da Aurlandsfjord ve Naeroyfjord’u içeren bir tekne turu ile Gudvangen’e varıyorsunuz. Gudvangen’den Voss’a otobüs ile geçiyorsunuz. Voss’dan Bergen’e ise tren ile 1-1,5 saatte varıyorsunuz. Bu turu illa Oslo-Bergen yönünden yapmak zorunda değilsiniz, ters yönde de yapabilirsiniz. Yine Oslo, Bergen, Voss veya Flam şehirlerinden herhangi birini başlangıç noktası olarak seçebilirsiniz. Norveç’teki bir turistin yapması gereken her şey bu tur rotasında mevcut. Dolayısıyla Norway in Nutshell’i değerlendirmeye almakta fayda var.
Eğer Norveç’te fazla vaktiniz yoksa Norway in Nutshell turu tam da sizin için. Bu tur Norveç’in en ünlü fiyortunu ve doğasını kısaca görüp fikir edinmenizi sağlar. Gelelim Norway in Nutshell’in fiyatına. İşte o kısmı biraz tuzlu. Norway in Nutshell turu bugün itibari ile 1740 NOK yani 180 euro’dan başlıyor. Tabii seçtiğiniz rotaya ve sezonun yoğunluğuna göre fiyatlar değişiyor. Mesela turistin yoğun olduğu Temmuz-Ağustos aylarında 2500 NOK’a yani 250 euro’ya kadar fiyat artabiliyor. Ülkemizin bulunduğu şu son ekonomik şartlarda iki kişiye 500 euro vermek sanki çok da akıl karı değil gibi. Yalnız şöyle bir şey yapabilirsiniz; bu güzergah üzerindeki biletleri Norway in Nutshell kapsamında kombine olarak değil de ayrı ayrı siz kendiniz alabilirsiniz. O zaman fiyat çok daha hesaplı oluyor. Norway in Nutshell ve diğer tur alternatiflerini incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

1.Gün
Biz ise fiyortları gezmek için daha eğlenceli bir yol tercih ettik; araç kiraladık. Böylece programımızı istediğimiz gibi şekillendirebildik. 2 günde bayağı bir yol yaptık ama Norveç’in o güzel doğasını saydığım diğer seçeneklerden daha iyi keşfettiğimizi söyleyebilirim. Tabii bizim gibi araçla gezi planı yapabilmek için mutlaka temmuz-ağustos gibi yaz aylarında gitmeniz gerekiyor. Biz Haziran’da gitmemize rağmen bazı zamanlarda az da olsa kar yağdı. Ha bir de aklımdayken, yazın ortasında da olsanız bizim gibi yapmayın, giderken mutlaka kaban, atkı, bere gibi şeyler yanınıza alın. Valiz hazırladığımda Türkiye’de hava çok sıcak olduğundan orada ne kadar soğuk olabileceğini kestiremedim sanırım. Saçma sapan iki tane mont aldım. E haliyle çoğu yerde donduk. Zaten koyduğum fotoğraflarda da etrafta herkesin en iyisinden outdoor ürünler giyerken bizim incecik montlarla tarzan misali pozlar verdiğimizi göreceksiniz. Tek tesellim yolda bizim gibi incecik giyinmiş bir aile ile karşılaşmamız oldu. O ailenin de Türk olduğunu anlayınca bana bir rahatlama geldi. Demek ki sorun bende değilmiş, millet olarak haziranda soğuk olamayacağı işlenmiş bize. Neyse sonuç olarak İskandinavyadasınız, havanın ne yapacağı belli olmaz, kalın olan neyiniz varsa yanınıza alın.

Evet, sıra geldi iki gün sürecek olan fiyort maceramıza. Gezimize Hostel Bergen Montana’dan sabah saat 5 gibi çıkarak start verdik. Bugün planımız; Hellesylt’e mümkün olduğunca erken varıp Geirangerfjord’da tekne turu yapmak. Sonrasında da akşam konaklayacağımız Flam’a doğru yola koyulmak. Yani kısacası bugünün tek amacı; Geirangerfjord.
Neden Geirangerfjord’u gezimize dahil ettik peki? Çünkü bu fiyort Norveç’in en büyüklerinden biri. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Gitmeden yaptığımız araştırmalarda da çoğu gezgine göre Norveç’in en güzel fiyortun bu olduğunu tespit ettik. İşte bu gibi nedenlerden gaza gelip biz de Geirangerfjord’u görmeliyiz diye düşündük. Ancak bunun için yapacağımız yolculuklar hiç de kısa değil. Bergen’den Hellesylt’e yaklaşık 6 saat, Hellesylt’ten Flam’a ise 5-5.30 saatlik bir yolumuz var. Ancak yolun kendisi başlı başına bir turistik aktivasyon zaten. Dağların tepesinden tül gibi süzülen şelaleler, içinden troller fırlayacakmış gibi gelen uçsuz bucaksız ormanlar, upuzun tüneller ve minik adacıklar arasındaki feribot seferleri bize hayatımız boyunca unutamayacağımız manzaralar sundu.

Az önce de dediğim gibi daha yakın olduğu için biz Geirangerfjord turumuzu Hellsylt başlangıçlı olarak yaptık. Ama siz Geiranger kasabasına daha yakın bir konumda bulunuyorsanız tura oradan da başlayabilirsiniz. Yoğun sezonda gittiğimizden dolayı bilet bulamama ya da uzun sıralar bekleme tehlikesini yaşamamak için biletimizi önceden online olarak almıştık, size de aynısını öneririm. Hellesylt-Geiranger tekne turu bilet fiyatı gidiş-dönüş 445 NOK , tek yön bilet ise 295 NOK. Geirangerfjord’da yapılacak tek aktivasyon tekne turu değil elbette. Fiyort fishing turları, limuzinle, otobüsle ya da Tesla araçlarla fiyort turu, bisiklet turları, fiyort safari turları gibi birçok seçenek mevcut. Mesela benim bunlar içerisinde en çok aklımda kalan fjordsafari tur oldu. Bu turda sürat botlarıyla şelalelerin altına kadar gidiyorsunuz. Bayağı eğlenceli bir şeye benziyor, bence hava güzelse fiyort turunuzu bu şekilde yapın. Geirangerfjord turları ile ilgili iki tane link koyuyorum, bunları mutlaka inceleyin;
Hellesylt başlangıçlı tur seçenekleri için buraya, Geiranger başlangıçlı tur seçenekleri için buraya tıklayabilirsiniz.






Geirangerfjord turumuzu yaparken hava birden o kadar kötü oldu ki fırtınadan dolayı dışarı çıkıp da doğru düzgün fotoğraf çekemedim. Elimdekilerin en iyileri bunlardı. Geirangerfjord turundan sonra vakit kaybetmeden Flam’a gitmek üzere yola çıktık. Geiranger-Flam arası 5.5 saat civarı sürüyor. Dönüşte de yine birbirinden güzel manzaralarla karşılaştık. Norveç’te dikkatimi çeken şeylerden biri de tüneller oldu, 10-18 km gibi uzun tünellerden geçtik. Ancak bir tanesi özellikle dikkatimi çekti. Flam’a yarım saat mesafe kala bir tünelin girişinde Laerdals Tünel 24.5 km yazıyordu. 24.5 km’yi görünce internetten biraz araştırdım ve Dünya’nın en uzun karayolu tünelinden geçmekte olduğumuzu öğrendim.



Yazımın başında da imkanınız varsa Norveç’i araba kiralayarak gezin demiştim. Dünya’nın başka yerinde göremeyeceğiniz kadar güzel manzaralarla karşılaşacağınıza, yeşilin ve mavinin her tonuna doyacağınıza garanti veririm. Norveç’in neredeyse tamamı bu resimdeki gibi daracık gidiş geliş yollarla kaplı.


Geceyi Flam’daki Vangsgaarden Gjestgiveri Otel’de geçirdik. Sanırım otelde bir tek biz vardık. Etrafta ne çalışan ne de misafir hiç kimseyi görmedik diyebilirim. Ancak otel Avrupa’da kaldığım oteller arasında belki de en güzeliydi. Fiyordun kenarında İskandinav usulü döşenmiş yemyeşil kasaba manzaralı odamızda bildiğiniz huzur bulduk. Odada bulunan ısıtma sistemi elektrikli, istediğiniz derecede çalıştırabiliyorsunuz. Gayet güzel ısıtıyor. Otelin hem konumu hem de kendisi çok güzeldi. Ancak girişte resepsiyon görevlisine sabah erken saatte ayrılacağımızı özellikle belirtmemize rağmen söz verdiği halde sabah kahvaltımızın paket halinde hazırlanmamış olması otelin tek olumsuz tarafıydı. Hayır kahvaltıyı geçtim ne otelde ne çevrede tek bir kişi bile göremedik. Sanki biz uykudayken nükleer bir saldırı olmuş ve her yer boşaltılmış gibiydi. Yani kısacası resepsiyondaki arkadaşın işini düzgün yapmamasından dolayı Norveç gibi pahalı bir ülkede parasını ödemiş olduğumuz kahvaltımızı yapamadık maalesef. Bunu da olumsuz bir eleştiri olarak buraya bırakıyorum.


Aslında otel hemen fiyortun kenarında. Bizim kasabaya bakan odamızdan manzara bu şekilde idi. Bu arada bu fotoğrafı çektiğimde saat gece 23-23.30 civarıydı. Yaklaşık bir saat içerisinde hava biraz daha kararıp sonrasında tamamen aydınlandı.

2.Gün
Güzel bir uykunun ardından yine oldukça yoğun gececek bir güne uyanıyoruz ve ilk iş olarak otelimizin çok yakınında bulunan Flam’a geçiyoruz.
Flam çok güzel ve turistik bir kasaba. Öyle ki Flam’a girer girmez sizi Dünya’nın her yerinden gelmiş koca koca Cruise gemileri karşılıyor. İçimizden ‘Küçücük bir kasaba olan Flam acaba neden bu kadar ünlü?’ diye sorduk haliyle. Sebebi şu; Dünya’nın en ünlü tren rotasında giden nostaljik Flamsbana treni ve Dünya’nın en ünlü fiyordu olan Naeroyfjord turu Flam’da yapılacaklar arasında. Dolayısıyla Norveç’te turist olarak bulunan hemen herkesin yolu bu kasabaya mutlaka düşüyor.
Biz de Dünya’yı keşfetmeye hevesli iki gezgin olarak nostaljik Flamsbana treni ile dillere destan Flam-Myrdal arasındaki yolcuğu gerçekleştirmek için sabahın köründe Flam İstasyonunda hazır ve nazır bekliyoruz. Bu tren yolculuğu Norveç’e ayak basmış her faninin mutlaka gerçekleştirmesi gereken bir aktivasyon. Hatta sırf bu tren yolculuğu için bile Norveç’e gidilir. Bunu söyleyen sadece ben değilim üstelik. Koskoca National Geographic Traveller Flam-Myrdal arasını Dünya’nın en güzel tren rotalarından biri seçmiş, olay resmen tescillenmiş yani. Bu hat Dünya’nın en dik tren hattı. Toplamda 20 km. Yolculuğunuz yaklaşık 40 dk sürüyor, bu sırada el işçiliği ile yapılmış 20 tünelden geçiyorsunuz, hafızanıza kazınacak muhteşem manzaralar görüyorsunuz, yolun yarısında Kjosfossen Şelalesinde kısa bir mola verip dans gösterisini izliyorsunuz en sonunda da yaşadıklarınızdan hipnotize olmuş bir şekilde tren yolculuğunuzu sonlandırıyorsunuz.
Gelelim bu mutluluğun bedeline; fiyatlama yaz ve kış dönemi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Kış dönemi için tek yön 370 NOK, gidiş dönüş -530 NOK, yaz dönemi içinse tek yön 510 NOK, gidiş-dönüş ise 730 NOK fiyatlarından başlıyor. Tavsiyem biletinizi gitmeden online olarak almanız çünkü yoğun dönemlerde bazen bilet kalmayabiliyor. Ayrıca tren istasyonundan ya da tren içerisinden de nakit ve kredi kartı ile ödeme yaparak biletinizi alabilirsiniz. Aslına bakarsanız bizim planımız Flamsbana treni ile Myrdal’a çıkıp, Myrdal İstasyonundaki cafeden kiraladığımız bisikletle de Flam’a geri dönmekti. Ancak şansımıza Haziranın sonunda Myrdal’da lapa lapa kar yağdığından bu hayalimizi gerçekleştiremedik maalesef. Eğer vaktiniz uygunsa tabiat ana da size müsaade ederse bu dediğimi mutlaka deneyin. Çünkü Flam-Myrdal arasındaki bisiklet yolu da en az tren yolu kadar ünlü. Flamsbana trenini ve bisiklet kiralama olayını buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz.







Yolculuğunuzun tam ortasında tren Kjosfossen Şelalesinde duruyor. Burada fotoğraf çekip şelalenin hemen yanındaki dans gösterisini izleyebiliyorsunuz.


Oslo-Bergen treninin Myrdal istasyonunda Flamsbana treni ile bağlantısı var. Bu istasyondan aktarma yapabilirsiniz.

Naeroyfjord turu, Flam’da mutlaka yapılması gereken ikinci önemli aktivite. UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Naeroyfjord, Norveç’in en uzun fiyordu Sognefjord’un bir kolu. Aynı zamanda Dünya’nın en dar fiyordu imiş kendileri. Naeroyfjord’un bir ucu Flam bir ucu ise Gudvangen. Dolayısıyla Naeroyfjord tekne turları da Flam-Gudvangen arasında oluyor. Az önce de bahsettiğim gibi gelmeden önceki planımız Flam-Myrdal arasını Flamsbana treni ile gidip bisikletle dönmekti. Ancak hava şartları buna izin vermediğinden tekrar trenle Flam’a döndük, yani hesapladığımızdan erken saatte dönmüş olduk. Biz tam Myrdal’dayken bir görevli arayıp daha önce web sitesinden almış olduğumuz Naeroyfjord turunun iptal edildiğini, istersek farklı bir saate bilet alabileceğimizi yoksa da bilet ücretinin kartımıza iade edileceğini söyledi. Biz de hazır vakit doğmuşken erken saate biletimizi değiştirmek için Flam’a iner inmez gişeye koştuk. Son anda kalkmak üzere olan tekneye yetiştik. Üstelik biletimizi premium tekneye update ettiler. O noktada şansımız işledi yani. Yalnız iyi ki de böyle oldu çünkü premium tekneler gerçekten de diğerlerine göre çok daha güzel ve konforlular. Tekne tamamen camlarla çevrili. Nereye oturursanız oturun manzarayı rahatlıkla seyredebiliyorsunuz. Bu durum hava güzelse çok önem arzetmiyor ama bizim gibi soğuk ve yağışlı havaya denk geldiyseniz bu tekneler hayat kurtarıcı olabiliyor. Dışarısı buz gibiyken siz elinizde kahveniz sıcacık koltuğunuzda manzarayı izleyebiliyorsunuz. Bu tekneler Flam ya da Gudvangen kalkışlı olabiliyor. Flam’dan Gudvangen’e tekne turunuzu yaptınız. Gudvangen’den Flam’a otobüsle ya da yine tekne ile geri dönebilirsiniz. Eğer çok vaktiniz yoksa otobüsle dönmeniz daha iyi olur. Otobüsle Flam’a dönmek 20 dk, tekrar tekne ile dönmek ise aynı Gudvangen’e gelirken olduğu gibi 2 saat sürüyor.
Fiyatlar yaz dönemi için konuşacak olursak; Flam-Gudvangen Fjord Cruise tek yön 625 NOK, çift yön ise 940 NOK’tan başlıyor. Dikkat ederseniz başlıyor diyorum çünkü seçtiğiniz teknenin Classic değil de Premium olması, çocuklarınızın sayısı ve yaşları, yanınızda taşıdığınız bisiklet ya da bavulun boyutları bu fiyatları çok değiştiriyor. Fjord Cruise fiyatlarını daha iyi inceleyebilmek için buraya tıklayın.
Az önce de bahsettiğim gibi Gudvangen-Flam arasını bizim gibi otobüsle dönmek isteyebilirsiniz. Bu durumda Cruise ve otobüs biletlerini kombine alabileceğiniz gibi ayrı ayrı da almanız mümkün. Kombine almak isterseniz bilet fiyatları 505 NOK’tan başlıyor. Otobüs bileti tek olarak da 65 NOK’tan başlıyor. İncelemek için tıklayın.
Yine Geirangerfjord’da bahsettiğim Fjord Safari gibi atraksiyonlar Naeroyfjord için de geçerli.

Premium tekne üst resimdeki gibi bir şey. Her tarafı cam olduğu için nereye oturursanız oturun manzaranız kapanmıyor.









Gudvangen’de teknelerin hemen yanaştığı yerde arkamda gördüğünüz Gudvangen Fjordtell Hotel var. Hotel’in hediyelik eşya satan bir bölümü ve güzel bir cafesi var. Vaktiniz varsa sıcak bir şeyler içip ısınabilirsiniz.

Eğer isterseniz Gudvangen’de, Gudvangen Viking Valley’i gezebilirsiniz. Burası eski bir Viking Köyü. Eskiden Viking köylülerinin nasıl yaşadıklarına dair merakınız varsa girilebilir. Haftanın her günü saat 10.00-18.00 arası açık. Giriş fiyatı ise 235 NOK. Bize biraz pahalı ve gereksiz bir aktivasyon olarak geldiğinden girip gezmedik. (Görsel internetten alınmıştır.)

Evet, döndük dolaştık Flam’a geri döndük. Flam’da teknelerin kalktığı ve de otobüslerin bıraktığı yerde Mall of Norway denen hediyelik eşya ve giyim kuşamla ilgili bir çok şey satılan Mall of Norway diye ufak bir AVM var. Özellikle outdoor ürünlerde güzel markalar ve kıyafetler var.

Bergen ve Fiyortlar seyahatimiz bu şekilde. Özetlemem gerekirse Bergen’i gezdikten sonra kiraladığımız araba ile 1. gün Geirangerfjord’u, 2. gün ise Flam ve Naeroyfjord’u gezdik. Bu noktada söylemek istediğim bir şey var. Benim bu anlattığım plan Norveç’in hemen hemen en turistik fiyort rotasıydı. Tabii ki vaktiniz ve paranız bolsa bu rotayı çok daha genişletebilirsiniz, güzel de olur. Ancak bizim gibi 2-3 güne bir şeyler sığdırmaya çalışıyorsanız o zaman bu anlattığım planda Geirangerfjord’un biraz gereksiz olduğunu söyleyebilirim. Evet yol çok güzel ve eğlenceliydi, Geirangerfjord da güzeldi ancak Flam ve Naeroyfjord’da da aynı şeyleri görüyorsunuz. Hatta bence Naeroyfjord Geirangerfjord’dan daha güzeldi. Yani yolu o kadar uzatıp da koştur koştur Geiranger’e gidecek bir şey yok bence. Şimdiki aklım olsa Norway in Nutshell turunun biletlerini kendim alır Flamsbana ve Naeroyfjord turlarımı yapar, artan vaktimi Flam’da geçirmeyi tercih ederim. Norway in Nutshell rotası Norveç’teki bir turist için gayet ideal bence. Şimdilik benden bu kadar.
Norveç ya da başka yazılarımla ilgili aklınıza takılan bir şey olursa bana gulayden@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Oslo gezi yazımı burayı tıklayarak okuyabilirsiniz..

“Araba ile Norveç Fiyortları Macerası: Bergen ve Efsanevi Manzaralar” için bir yorum